Başkan Erdoğan’dan ’Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın...

Başkan Erdoğan'dan 'Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi' programında önemli açıklamalar

Başkan Erdoğan Avrupa ülkelerine mülteciler konusunda yüklenirken Avrupa'ya sığınan 10 binlerce çocuğun nerede olduğunu bilinmediğini ifade etti. Başkan Erdoğan ayrıca AB'nin Türkiye'ye yönelik yapması gereken mülteci yardımı hakkında "AB Yunanistan'a 100 bin sığınmacı için 3 milyar euro destek veriyor. Türkiye'ye hiçbir şey verilmedi." ifadelerini kullandı. Suriye konusunda da önemli mesajlar veren Başkan Erdoğan "Suriye'de saldırılar devam ederse gerekli adımları atarız" ifadelerini kullandı.

22 Şubat 2021 - 20:46 - Güncelleme: 22 Şubat 2021 - 20:51

'dan 'Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi' programında önemli açıklamalar

Giriş Tarihi: 22.2.2021  18:49 Son Güncelleme: 22.2.2021  19:52

Son dakika haberi... , ' Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi' programında önemli açıklamalarda bulundu. Avupa Birliği'nin ikiyüzlü tavrını eleştiren Başkan Erdoğan, "AB Yunanistan'a 100 bin sığınmacı için, 3 milyar Avro destek verirken, Türkiye'deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadı." ifadelerini kullandı. ABD'li generalin terör örgütü PKK'ya destek çıkan açıklamalarına da tepki gösteren Erdoğan, Suriye sınırına yeni bir operasyonun sinyalini verdi.

Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Başkan Erdoğan, 'Dokuz Eylül Üniversitesi Uluslararası Konferansı Göç: Önümüzdeki Yirmi Yılın Projeksiyonu ve Ötesi' programında önemli açıklamalarda bulundu.

: Başkan Erdoğan o detayı ilk kez açıkladı: Obama arayıp destek istedi

: Başkan , Uluslararası Göç Konferansı'nda önemli açıklamalarda bulundu. ABD'de Barack Obama döneminde yaşanan göç krizi ile ilgili bir detayı ilk kez anlatan Başkan Erdoğan, "Obama görevdeyken şahsımı aradı ve Kobani'deki Kürtlerin zor durumda olduğunu ve bu konuda özellikle kapılarımızı açmamız için destek istedi." dedi. İşte Başkan Erdoğan'ın son dakika açıklamalarından öne çıkanlar...

Son dakika: Başkan Erdoğan o detayı ilk kez açıkladı: Obama arayıp destek istedi

Son dakika: Başkan Erdoğan Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Göç Konferansı'nda konuştu.

ABD'nin 44. Başkanı Barack Obama döneminde Suriye'de yaşanan göç krizi ile ilgili bir detayı ilk kez anlatan Başkan Erdoğan, "Obama görevdeyken şahsımı aradı ve Kobani'deki Kürtlerin zor durumda olduğunu ve bu konuda özellikle kapılarımızı açmamız için destek istedi" dedi.

Başkan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
Göç önümüzdeki 20 yılın projeksiyonu ve ötesi temasıyla düzenlenen konferansın başarılı geçmesini özellikle temenni ediyorum. Göç alanında uzmanları bir araya getiren 9 Eylül Üniversitesi'ni tebrik ediyorum. Konferansın mültecilerin statüsü hakkında Cenevre Sözleşmesi'nin 77. yıldönümünde tertiplenmesi bu buluşmaya ayrı bir anlam katıyor. Konferansa yurt içi ve yurt dışından iştirak eden tüm akademisyenlerimize ve uzmanlarımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Her sene milyonlarca insan savaşlar, iç çatışmalar, istikrarsızlık, kıtlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk ediyor. Dünya genelinde göçmenlerin sayısı 272 milyona, mültecilerin sayısı 26 milyona yaklaşmıştır. Dünya nüfusunun yüzde 3'ü göçmen olarak hayatını sürdürmektedir. Bu insan hareketliliğiyle zaman zaman içimizi acıtan pek çok manzara ile karşılaşıyoruz.

İNSANLIK EGE VE MERİÇ'TE DE SINIFTA KALMIŞTIR
Geride bıraktığımız dönemde kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmen Akdeniz'de hayatını kaybetti. Sahra Çölü'nün kızıl kumları milyonlarca göçmene mezar oldu. Aylan bebek başta olmak üzere Ege'de yaşanan insani durumları unutamayız. Azgın dalgalara meydan okuyan bu mazlumların, özellikle botlarının nasıl kasten batırıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. İnsanlık Ege ve Meriç'te de sınıfta kalmıştır.

AVRUPA'YA SIĞINAN ON BİNLERCE ÇOCUĞUN NEREDE OLDUĞU BİLİNMİYOR
Sadece 2020 yılında Ege'de 9 bine yakın geri itme vakası yaşandı. Avrupa'ya sığınan on binlerce Suriyeli çocuğun nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı bilinmiyor. Bu meselede asıl yükü taşıyan gelişmekte olan ülkelerdir. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, insan hayatıyla ilgili bu kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyor. BM Yüksek Komiserliği'nin verileri bu gerçeği çok yalın bir şekilde ortaya koyuyor.

2020 yılında dünyada üçüncü ülkelere yerleştirmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden sadece 39 bin 500'ü 25 batı ülkesine yerleştirilebilmiştir. Türkiye sayıları 4 milyonu bulan insanlara ev sahipliği yapmıştır, yapmaktadır. Türkiye ile Yunanistan sınırında mültecilere Yunan güvenlik güçleri tarafından açıkça zulmedildiği utanç verici sahneler yaşandı. Türkiye göç olgusuna asla yabancı değildir. Asırlardır doğudan batıya, kuzeyden güneye insan hareketliliğinin merkezinde biz yer alıyoruz.

Engizisyondan kaçan museviler başta olmak üzere inancı, rengi, kültürü dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana biz kapımızı açtık. 'Tahtımı, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumları asla vermem' diyen bir devlet geleneğine biz sahibiz. Kafkasya'daki kardeşlerimizle Balkanlar'daki soydaşlarımız başları dara düşünce hep bizim topraklarımızı sığındı. Nazilerin gardirine uğrayanlara bizim ülkemiz sahip çıktı.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'dan AB'ye mülteci eleştirisi!

OBAMA İLE YAPTIĞI KONUŞMAYI ANLATTI
Hem Halepçe katliamı hem de 1. Körfez Savaşı'nda Irak'tan kaçan binlerce Kürt kardeşimize kapılarımızı açtık. Kırım, Ahiska, Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımızı yine biz bağrımıza bastık. Sınırlarımıza gelen hiç kimseyi etnik kimliği, dini, kültürü, meşrep ve mezhebi sebebiyle geri çevirmedik. Suriye'de tarihi sorumluluğumuzu milyonlarca muhacire ev sahipliği yaptık. Suriyeli Türkmenlere sahip çıktığımız gibi Kobanili Kürt kardeşlerimize, özellikle sayın Obama görevde iken bir gece şahsımı aradı ve Kobani'deki Kürtlerin zor durumda olduğunu bu konuda özellikle kapılarımızı açma noktasında destek istedi. Dedim ki, 'şu anda bunlar nasıl'. Bana verdiği cevap 'ölümle karşı karşıya'. Peki ne yapacaksınız? Aldığım cevap şu, 'Biz uçaklarla gerekirse her türlü mühimmatı indireceğiz'. Yapacağınız bu operasyona katılamam. Çünkü o operasyonun ötesini görüyorum. Ciddi bir savaş sözkonusuydu. Nitekim öyle oldu. Binlerce, onbinlerce Kürt kardeşimiz o operasyonda öldü. Onbinlerce Kobanili Kürt şu anda hala bizim ülkemizde. Biz onlara kapımızı kapamadık.

BAŞKAN ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI

Göç önümüzdeki 20 yılın projeksiyonu ve ötesi temasıyla düzenlenen konferansın başarılı geçmesini özellikle temenni ediyorum. Göç alanında uzmanları bir araya getiren 9 Eylül Üniversitesi'ni tebrik ediyorum. Konferansın mültecilerin statüsü hakkında Cenevre Sözleşmesi'nin 77. yıldönümünde tertiplenmesi bu buluşmaya ayrı bir anlam katıyor. Konferansa yurt içi ve yurt dışından iştirak eden tüm akademisyenlerimize ve uzmanlarımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

272 MİLYON GÖÇMEN VAR

Her sene milyonlarca insan savaşlar, iç çatışmalar, istikrarsızlık, kıtlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk ediyor. Dünya genelinde göçmenlerin sayısı 272 milyona, mültecilerin sayısı 26 milyona yaklaşmıştır. Dünya nüfusunun yüzde 3'ü göçmen olarak hayatını sürdürmektedir. Bu insan hareketliliğiyle zaman zaman içimizi acıtan pek çok manzara ile karşılaşıyoruz.

Geride bıraktığımız dönemde kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmen Akdeniz'de hayatını kaybetti. Sahra Çölü'nün kızıl kumları milyonlarca göçmene mezar oldu. Aylan bebek başta olmak üzere Ege'de yaşanan insani durumları unutamayız. Azgın dalgalara meydan okuyan bu mazlumların, özellikle botlarının nasıl kasten batırıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. İnsanlık Ege ve Meriç'te de sınıfta kalmıştır.

ONBİNLERCE SURİYELİ ÇOCUĞUN NEREDE OLDUĞU BELLİ DEĞİL

Sadece 2020 yılında Ege'de 9 bine yakın geri itme vakası yaşandı. Avrupa'ya sığınan onbinlerce Suriyeli çocuğun nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı bilinmiyor. Bu meselede asıl yükü taşıyan gelişmekte olan ülkelerdir. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, insan hayatıyla ilgili bu kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyor. BM Yüksek Komiserliği'nin verileri bu gerçeği çok yalın bir şekilde ortaya koyuyor.

YUNANİNTAN AÇIKÇA ZÜLM ETTİ

2020 yılında dünyada üçüncü ülkelere yerleştirmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden sadece 39 bin 500'ü 25 batı ülkesine yerleştirilebilmiştir. Türkiye sayıları 4 milyonu bulan insanlara ev sahipliği yapmıştır, yapmaktadır. Türkiye ile Yunanistan sınırında mültecilere Yunan güvenlik güçleri tarafından açıkça zulmedildiği utanç verici sahneler yaşandı. Türkiye göç olgusuna asla yabancı değildir. Asırlardır doğudan batıya, kuzeyden güneye insan hareketliliğinin merkezinde biz yer alıyoruz.

TAHTIMI, TACIMI VERİRİM AMA DEVLETİME SIĞINAN MAZLUMLARI ASLA VERMEM

Engizisyondan kaçan museviler başta olmak üzere inancı, rengi, kültürü dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana biz kapımızı açtık. 'Tahtımı, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumları asla vermem' diyen bir devlet geleneğine biz sahibiz. Kafkasya'daki kardeşlerimizle Balkanlar'daki soydaşlarımız başları dara düşünce hep bizim topraklarımızı sığındı. Nazilerin gardirine uğrayanlara bizim ülkemiz sahip çıktı.

OBAMA İLE YAPTIĞI GÖRÜŞMEYİ ANLATTI

Hem Halepçe katliamı hem de 1. Körfez Savaşı'nda Irak'tan kaçan binlerce Kürt kardeşimize kapılarımızı açtık. Kırım, Ahiska, Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımızı yine biz bağrımıza bastık. Sınırlarımıza gelen hiç kimseyi etnik kimliği, dini, kültürü, meşrep ve mezhebi sebebiyle geri çevirmedik. Suriye'de tarihi sorumluluğumuzu milyonlarca muhacire ev sahipliği yaptık. Suriyeli Türkmenlere sahip çıktığımız gibi Kobanili Kürt kardeşlerimize, özellikle sayın Obama görevde iken bir gece şahsımı aradı ve Kobani'deki Kürtlerin zor durumda olduğunu bu konuda özellikle kapılarımızı açma noktasında destek istedi. Dedim ki, 'şu anda bunlar nasıl'. Bana verdiği cevap 'ölümle karşı karşıya'. Peki ne yapacaksınız? Aldığım cevap şu, 'Biz uçaklarla gerekirse her türlü mühimmatı indireceğiz'. Yapacağınız bu operasyona katılamam. Çünkü o operasyonun ötesini görüyorum. Ciddi bir savaş sözkonusuydu. Nitekim öyle oldu. Binlerce, onbinlerce Kürt kardeşimiz o operasyonda öldü. Onbinlerce Kobanili Kürt şu anda hala bizim ülkemizde. Biz onlara kapımızı kapamadık.

ABD HALE TERÖRLE BERABER

Halep'teki Arap kardeşlerimize biz sahip çıktık. Müslümanlar yanında Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere kapılarımızı sonuna kadar açtık. Şu anda yeni gelişmeler. Suriye'nin kuzeyinde bakıyorsunuz Amerikalı general, çok ilginç, diyor ki, 'biz şu anda PKK/YPG/PYD ile beraberiz'. Bu nasıl NATO'da ittifak? Bunların mültecilere sahip çıkmak gibi dertleri yok. Hala bunlar terörle beraberler, teröristlerle beraberler. Biz de terörle ve teröristlerle mücadelemizi her yerde sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdüreceğiz. Dostlar, dostluğunu icra ettiği müddetçe biz de gönlümüzü açarız. Ama etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yaparız.

52 BİN KONUT YAPILDI

Mağdur durumdaki bu insanlara kendi vatandaşımıza hangi hizmeti veriyorsak, hiçbir karşılık beklemeden hizmete sunduk. Bütün bunlarda çıkar hesabı, reklam olsun diye değil, inancımızın, imanımızın, kültürümüzün gereği olarak yaptık. Bu süreçte ülkemize verilen sözlerin çoğunun tutulmadığını gördük. İsim vermeyeceğim, hepinizin çok iyi tanıdığı bildiği liderler bunlar. İdlib'te, Suriye'nin kuzeyinde briket konutlar yapalım dedik. 'Ne kadar yaparsınız' diye sorduğumuzda, 'ne kadar yapalım' dediler. Biz 50 bin 100 bin yapacağız bunun bir kısmını da siz üstlenin dedik. İnanır mısınız 50 dereden su taşıdılar verdikleri sözü tutmadılar. Şu an 52 bin konut yaptık.

DOĞRU KONUŞMUYORSUNUZ

Aramızdaki dostlar notlarını alırlarsa, bu 50 bin briket konutta bu insanlar yaşasın istedik. Şu depremde bile burada konteynırlarla yine depremzedeleri misafir ediyoruz. AB Yunanistan'a 100 bin sığınmacı için, 3 milyar Avro destek verirken, Türkiye'deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadı. Bir araya gelip konuştuğunuzda kesinlikle hep yalan, yalan, yalan. Doğru konuşmuyorsunuz. 18 Mart mutabakatında 6 milyan Avro aradan geçen süreye rağmen halen tam olarak gönderilmedi. Uluslararası basın kuruluşları bile bu gerçeği yeni yeni görmeye başladı. Uluslararası medyada yayınlanan habere göre Suriyeli mültecilere sahip çıkan tek devlet Türkiye'dir.

420 BİN SIĞINMACI GERİ DÖNDÜ

Muhtemel katliamların önündeki yegane engel de Türkiye'nin bu bölgede askeri varlığıdır. Biz paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan, dünyayı iyiliğin değiştireceğine iman eden insanlarız. Bizim böyle bir farkımız var. Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik ortamı iyileştikçe, ülkemizdeki Suriyelilerin güvenli ve gönüllü olarak ülkeye dönüşleri hızlanıyor. Ülkemizden 420 bin sığınmacı geri döndü.

SALDIRILAR DEVAM EDERSE GEREKEN ADIMI ATARIZ

Suriye'deki istikrarsızlıktan beslenen bölücü terör örgütünün son günlerde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini arttırdığını görüyoruz. PKK, YPG'nin kalleş saldırıları sebebiyle bir ay içinde onlarca masum sivil ve çocuk hayatını kaybetti. Nasıl daha önce gerektiğinde kimseye bakmadan terör yuvalarını imha etmişsek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere gereken adımları atmaktan çekinmeyiz. Göçle kurulan bizzat ataları göçmen olan toplumların göç meselesine salt güvenlik odaklı bir anlayışla yaklaşmaları büyük bir çelişkidir.

YENİ GÖÇ DALGASINA NEDEN OLABİLİR

Göç olgusuna geniş bir perspektifle bakılması gerekiyor. Suriye bağlamında yaşananlar bize duvarları yükseltmenin, sınırları dikenli tel ile çevirmenin, hatta botları batırmanın çare olmadığını göstermiştir. Bu tür politikalar göçe kaynaklık eden sorunların derinleşmesine, yeni göç dalgaların oluşmasına sebep olacak. Göç meselesinin üstesinden yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı ile gelineceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır.

KORONAVİRÜS VURGUSU

Koronavirüs salgını ise göçmenlerin sıkıntılarını arttırmış, kırılgan bir iklim yaşayan bu insanların d urumunu daha da arttırmıştır. Her yıl milyonlarca insanı evlerini, yurtlarını terk etmeye zorlayan sebeplerdir. Bu yüzleşmeye göç meselesinin elbette güvenlik boyutu da olan ama asıl insani, siyasi, sosyal mesele olduğunu kabul ederek başlayabiliriz. Her göç yeni bir buluşmadır. Etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Göçle ilgili önyargılarımızı bir tarafa bırakarak göçmenlerin gittikleri ülke ve topluma katkıları da görmemiz gerekiyor.

YUNANİSTAN BOTLARI ŞİŞLEYEREK İNSANLARI ÖLDÜRÜYOR

Aynı şekilde ülkemize yerleşen sığınmacılardan da gayretleri ve birikimleriyle bize çok değerli katkılar sunanlar var. Doktor, mühendis, hemşire, mimarlar var. Bunlardan birçok yerde istifade ediyoruz. 1960'dan beri göç veren ve asırlardır göç alan bir ülke olarak göç olgusuna yalnızca güvenlikçi pencereden bakmıyoruz. Yarının büyük ve güçlü Türkiyesini içe kapanarak değil dışa açılarak gerçekleşeceğinin farkındayız. Eğitim, akademi, bilim, sanat, ticarette bu ülkeye katkı sunmak isteyenlere gereken kolaylığı göstereceğiz. Ülkemizde eğitim görmüş, Türkiye ile gönül bağı insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz. Özellikle çok açık ve net söylemek zorundayım, o botları şişleyenleri herhalde sizler de en az benim kadar biliyorsunuz. Komşu Yunanistan polisi ve sahil güvenlikleriyle o botları nasıl şişlediğini ve insanların o denizin sularında nasıl öldüğünü biliyorsunuz. Bunu tüm dünyaya anlatıyoruz, ne anlatırsan anlat bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkıyor. Ama yine de anlatmaya devam edeceğiz.

Son dakika: Başkan Erdoğan'dan AK Parti İzmir 7. Olağan İl Kongresi'nde önemli açıklamalarSON DAKİKA: BAŞKAN ERDOĞAN'DAN AK PARTİ İZMİR 7. OLAĞAN İL KONGRESİ'NDE ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

YPG/PKK'YA DESTEK VEREN ABD'YE TEPKİ
Halep'teki Arap kardeşlerimize biz sahip çıktık. Müslümanlar yanında Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere kapılarımızı sonuna kadar açtık. Şu anda yeni gelişmeler. Suriye'nin kuzeyinde bakıyorsunuz Amerikalı general, çok ilginç, diyor ki, 'biz şu anda PKK/YPG/PYD ile beraberiz'. Bu nasıl NATO'da ittifak? Bunların mültecilere sahip çıkmak gibi dertleri yok. Hala bunlar terörle beraberler, teröristlerle beraberler. Biz de terörle ve teröristlerle mücadelemizi her yerde sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdüreceğiz. Dostlar, dostluğunu icra ettiği müddetçe biz de gönlümüzü açarız. Ama etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yaparız.

Mağdur durumdaki bu insanlara kendi vatandaşımıza hangi hizmeti veriyorsak, hiçbir karşılık beklemeden hizmete sunduk. Bütün bunlarda çıkar hesabı, reklam olsun diye değil, inancımızın, imanımızın, kültürümüzün gereği olarak yaptık. Bu süreçte ülkemize verilen sözlerin çoğunun tutulmadığını gördük. İsim vermeyeceğim, hepinizin çok iyi tanıdığı bildiği liderler bunlar. İdlib'te, Suriye'nin kuzeyinde briket konutlar yapalım dedik. 'Ne kadar yaparsınız' diye sorduğumuzda, 'ne kadar yapalım' dediler. Biz 50 bin 100 bin yapacağız bunun bir kısmını da siz üstlenin dedik. İnanır mısınız 50 dereden su taşıdılar verdikleri sözü tutmadılar. Şu an 52 bin konut yaptık.

 

Aramızdaki dostlar notlarını alırlarsa, bu 50 bin briket konutta bu insanlar yaşasın istedik. Şu depremde bile burada konteynırlarla yine depremzedeleri misafir ediyoruz. AB Yunanistan'a 100 bin sığınmacı için, 3 milyar Avro destek verirken, Türkiye'deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadı. Biraraya gelip konuştuğunuzda kesinlikle hep yalan, yalan, yalan. Doğru konuşmuyorsunuz. 18 Mart mutabakatında 6 milyan Avro aradan geçen süreye rağmen halen tam olarak gönderilmedi. Uluslararası basın kuruluşları bile bu gerçeği yeni yeni görmeye başladı. Uluslararası medyada yayınlanan habere göre Suriyeli mültecilere sahip çıkan tek devlet Türkiye'dir.

Muhtemel katliamların önündeki yegane engel de Türkiye'nin bu bölgede askeri varlığıdır. Biz paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan, dünyayı iyiliğin değiştireceğine iman eden insanlarız. Bizim böyle bir farkımız var. Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik ortamı iyileştikçe, ülkemizdeki Suriyelilerin güvenli ve gönüllü olarak ülkeye dönüşleri hızlanıyor. Ülkemizden 420 bin sığınmacı geri döndü.

Suriye'deki istikrarsızlıktan beslenen bölücü terör örgütünün son günlerde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini arttırdığını görüyoruz. PKK, YPG'nin kalleş saldırıları sebebiyle bir ay içinde onlarca masum sivil ve çocuk hayatını kaybetti. Nasıl daha önce gerektiğinde kimseye bakmadan terör yuvalarını imha etmişsek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere gereken adımları atmaktan çekinmeyiz. Göçle kurulan bizzat ataları göçmen olan toplumların göç meselesine salt güvenlik odaklı bir anlayışla yaklaşmaları büyük bir çelişkidir.

Göç olgusuna geniş bir perspektifle bakılması gerekiyor. Suriye bağlamında yaşananlar bize duvarları yükseltmenin, sınırları dikenli tel ile çevirmenin, hatta botları batırmanın çare olmadığını göstermiştir. Bu tür politikalar göçe kaynaklık eden sorunların derinleşmesine, yeni göç dalgaların oluşmasına sebep olacak. Göç meselesinin üstesinden yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı ile gelineceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır.

O BOTLARI KİMİN ŞİŞLEDİĞİNİ SİZLER DE BENİM GİBİ BİLİYORSUNUZ
Koronavirüs salgını ise göçmenlerin sıkıntılarını arttırmış, kırılgan bir iklim yaşayan bu insanların durumunu daha da arttırmıştır. Her yıl milyonlarca insanı evlerini, yurtlarını terk etmeye zorlayan sebeplerdir. Bu yüzleşmeye göç meselesinin elbette güvenlik boyutu da olan ama asıl insani, siyasi, sosyal mesele olduğunu kabul ederek başlayabiliriz. Her göç yeni bir buluşmadır. Etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Göçle ilgili önyargılarımızı bir tarafa bırakarak göçmenlerin gittikleri ülke ve topluma katkıları da görmemiz gerekiyor. Aynı şekilde ülkemize yerleşen sığınmacılardan da gayretleri ve birikimleriyle bize çok değerli katkılar sunanlar var. Doktor, mühendis, hemşire, mimarlar var. Bunlardan birçok yerde istifade ediyoruz. 1960'dan beri göç veren ve asırlardır göç alan bir ülke olarak göç olgusuna yalnızca güvenlikçi pencereden bakmıyoruz. Yarının büyük ve güçlü Türkiyesini içe kapanarak değil dışa açılarak gerçekleşeceğinin farkındayız. Eğitim, akademi, bilim, sanat, ticarette bu ülkeye katkı sunmak isteyenlere gereken kolaylığı göstereceğiz. Ülkemizde eğitim görmüş, Türkiye ile gönül bağı insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz. Özellikle çok açık ve net söylemek zorundayım, o botları şişleyenleri herhalde sizler de en az benim kadar biliyorsunuz. Komşu Yunanistan polisi ve sahil güvenlikleriyle o botları nasıl şişlediğini ve insanların o denizin sularında nasıl öldüğünü biliyorsunuz. Bunu tüm dünyaya anlatıyoruz, ne anlatırsan anlat bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkıyor. Ama yine de anlatmaya devam edeceğiz.

Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'
Giriş Tarihi: 19.2.2021  22:25 Son Güncelleme: 20.2.2021  07:08
Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP' Evlat nöbetindeki Tuncelili anne Güllü Turan: "Kızımı HDP'liler götürdü, başvurduk bize karakolun yolunu gösterdiler" Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırıldığı iddiasıyla HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemi...

Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'

Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'

Evlat nöbetindeki Tuncelili anne Güllü Turan:

"Kızımı HDP'liler götürdü, başvurduk bize karakolun yolunu gösterdiler"

DİYARBAKIR - Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırıldığı iddiasıyla HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan ailelerin evlat nöbeti 536'ncı gününe girdi.

Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'

PKK'nın kaçırdığı çocukların ortak geçmişi HDP 
Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'
Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırıldığı iddiasıyla 3 Eylül 2019'dan bu yana farklı kentlerden Diyarbakır'a gelerek HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin umutlu bekleyişi PKK vahşetine rağmen 536'ncı gününde de devam ediyor. 2014'te kızının okuldayken eve gelmesini beklediklerini, ama gelmediğini belirten anne Güllü Turan, arayıp soruşturduklarını, kızının Tunceli'de HDP'nin binasına girip çıktığını öğrendiklerini söyledi. Anne Turan, "Eşim HDP'nin binasına gitti. Melek adında bir bayan varmış. Ona kızımın buraya geldiğini söylemiş o da kendilerinin götürmediğini söyledi. Kızım da 'Ben Melek ablanın yanındayım' dedi. Melek abla da sensin dedi. En sonunda karakola haber verdik, savcılığa gittik. Savcılıkta, kızımın Kobani'ye gittiğini öğrendim. Kızımı HDP'liler götürdü. Başvurduk bize karakolun yolunu gösterdiler. Tuncelili annelere, babalara sesleniyorum, HDP'nin kapısına gelin. Kızım sana sesleniyorum, gelmezsen sütümü de sana helal etmem. Ne olur dön eve" dedi.

 
Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'
Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP'

 Dağa kaçırılan çocukların ortak geçmişi 'HDP' 
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz

Diyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunmasını isteyen 206 ailenin HDP binası önündeki oturma eylemi, 536'ncı günde de sürüyor. Siirt'in Şirvan ilçesi Ormanbağ köyünde, 8 yaşında çobanlık yaparken, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan ağabeyi Ekrem Şeflek için eyleme katılan Erdal Şeflek, ellerindeki son fotoğrafla ağabeyini aradıklarını belirterek, "Fotoğrafı, bayram günü asker ağabeylerimiz çekti. Elimizde kalan son fotoğraf budur. Bu fotoğraf olmasaydı, ağabeyimle ilgili hiç fotoğraf olmazdı. Bu fotoğrafı çeken asker ağabeye çok teşekkür ederim. Onu görmek isteriz. Onu tanıyıp konuşmak isteriz" dedi.

8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz


Tunceli'nin Pertek ilçesinde 2014 yılında 17 yaşındayken kandırılarak, kaçırılan kızı Alev için oturma eylemini sürdüren Güllü Turan da evladına teslim olması yönünde çağrıda bulunarak, "Kızım evine dönsün artık. Onlar ellerini kızımın üzerinden çeksinler. Kızım PKK tarafından götürüldü. Kızım HDP'nin binasına girip çıkıyormuş. Biz yavrumun eve gelmesini bekledik, gelemedi. Kızımın gelmesini çok istiyorum. Güvenlik güçlerine teslim olup dönsünler. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu; onu da Allah bilir" dedi. 

8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflek'in kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz

EVLADINA KAVUŞAN AİLE SAYISI 23 OLDU

Hacire Akar'ın oğlu Mehmet'in yanı sıra eyleme katılanlardan Hatice Ceylan'ın oğlu Cafer, Hüsniye-Hüseyin Kaya çiftinin kızları Mekiye, Halime Kadran'ın torunu Halil İbrahim, Necla-Metin Açan çiftinin oğlu Harun, Nizamettin-Aslıhan Eşrefoğlu çiftinin oğlu Hüseyin, Gevriye Ayhan'ın kızı Pelda, Melik Aslan'ın oğlu Volkan, Muhteber Birlik'in oğlu Veysi, Cahide Alkan'ın oğlu Mehmet Emin, Şahize Altınkaynak'ın kızı Halise Alptekin, Naime Dalmış'ın kızı Tekoşin Açar, Sait Açar'ın oğlu Haşim, Cemal Ertaş'ın oğlu Ramazan, Sever Fidan'ın oğlu Tayfur Fidan, Gülşen Çetin'in oğlu Erdal Çetin, Fahrettin- Meryem Akkuş çiftinin oğulları Erkan, Fattah-Perihan Kaya çiftinin oğlu Cuma, Safiye-Mehmet Emin Coşkun çiftinin oğlu İbrahim Coşkun ile en son Mehmet-Keziban Yalçın çiftinin kızları Yasmin ve evlat nöbetinde olmayan 2 ailenin çocukları ile en son Selma Han'ın oğlu Onur'un da teslim olmasıyla, evlatlarına kavuşan aile sayısı 23 oldu.

8 yaşında kaçırılan Ekrem Şeflekin kardeşi: O fotoğrafı çeken askerle tanışmak isteriz
 

'ELİMİZDE KALAN SON FOTOĞRAFI'

Siirt'in Şirvan ilçesi Ormanbağ köyünde, 8 yaşında çobanlık yaparken, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan Ekrem Şeflek için dün oturma eylemine katılan Erdal Şeflek, ağabeyinin tek fotoğrafının askerle çektirdiği fotoğraf olduğunu belirterek, "Fotoğrafı bayram günü asker ağabeylerimiz tarafından çekildi. Elimizde kalan son fotoğraf budur. Bu fotoğraf olmasaydı, ağabeyimle ilgili hiç fotoğraf olmazdı. Bu fotoğrafı çeken asker ağabeye çok teşekkür ederim. O asker ağabey, büyük ihtimalle şu an yaklaşık 55 yaşlarındadır. Onu görmek isteriz. Onu tanıyıp konuşmak isteriz. Buraya gelmem onun da sayesindedir. Bu fotoğraf olmasaydı, onunla ilgili fotoğraf olmayacaktı. Fotoğraftakiler de mahalle arkadaşlarıdır. Fotoğrafı da büyüttük ve 1994 yılından beri fotoğrafı hatıra olarak saklıyoruz" diye konuştu.

Tunceli'nin Pertek ilçesinde 2014 yılında 17 yaşındayken kandırılarak, kaçırılan kızı Alev için oturma eylemini sürdüren Güllü Turan da evladına teslim olması yönünde çağrıda bulunarak, "Kızım evine dönsün artık. Onlar ellerini kızımın üzerinden çeksinler. Kızım PKK tarafından götürüldü. Kızım HDP'nin binasına girip çıkıyormuş. Biz yavrumun eve gelmesini bekledik, gelemedi. Kızımın gelmesini çok istiyorum. Güvenlik güçlerine teslim olup dönsünler. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu; onu da Allah bilir" dedi.

Çocukları dağa kaçırılan annelerden HDP'ye sert tepki: Biraz şerefleri olsaydı...

Çocukları terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırılan annelerin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde gerçekleştirdikleri oturma eylemi 107'inci gününe girdi. Evlat nöbetindeki annelerden Necibe Çiftçi HDP'lilere sert tepki göstererek, "Biz burada oturup bu mücadeleyi çocuklarımız için yapacağız. Aklımız başımıza yeni geldi, HDP'lilerin ne dini var ne imanı var ve ne de insafları var" dedi.

"BİZ TEK BAYRAK İSTİYORUZ"

Bir çocuğunun dağa kaçırıldığını diğer çocuğunun ise hunharca şehit edildiğini aktaran acılı anne, "Biz şu anda burada oturuyoruz. Benim bir çocuğumu dağa kaçırdılar, bir çocuğumu da şehit ettiler. Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı altında yaşıyoruz ve biz tek bayrak istiyoruz. Allah'ın izniyle ve devletimizin gücü ile inşallah biz çocuklarımıza kavuşuruz" şeklinde konuştu.

Diyarbakır annesine ‘vicdansız’ hakaret annesine ‘vicdansız’ hakaret
CHP’li , PKK’nın kaçırdığı polis oğlu için evlat nöbeti tutan anneye “Kılıçdaroğlu’na hakkımı helal etmiyorum” dediği için kin kustu. Ağbaba’nın “Kılıçdaroğlu’na laf söylemek vicdansızlıktır. Çocuğun sana hakkını helal edecek mi?” sözleri tepki çekti
Giriş Tarihi: 7.12.2019

Diyarbakır annesine ‘vicdansız’ hakaret

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba'dan, çocuğu terör örgütü PKK tarafından kaçırılan annelerin Diyarbakır HDP il binası önünde yaptığı eyleme ilişkin çirkin ifadeler geldi.

Diyarbakır annesine ‘vicdansız’ hakaret

Daha önce de Meclis'te, 2012 yılında etkisiz hale getirilen YPG'li teröristle basın toplantısı düzenlediği ortaya çıkan Ağbaba, Diyarbakırlı annelerin günlerdir süren haklı eylemiyle ilgili "Onu siyasi, AKP'nin desteklemiş olduğu bir şey olarak görüyoruz. Genel Başkanımız ailelerle ilgili grup toplantısında defalarca açıklama yaptı, ailelerin dramını gündeme getirdi" ifadelerini kullandı.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun savunduğu Demirtaş'ın o sözleri "Apo’nun heykelini dikeceğiz"

ANNEYE DİL UZATTI
Ağbaba Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan çocuğunu geri almak için HDP İl Binası önünde bekleyen bir Diyarbakır annesinin, Kılıçdaroğlu'nun kendilerini ziyaret etmemesine, "Hakkımı helal etmiyorum" diyerek tepki göstermesine yönelik sorular üzerine, "O anneyi vicdanlı olmaya davet ediyoruz. Çocukları PKK tarafından kaçırılan aileler, Genel Başkanımızla sadece Ankara'da değil, birçok ilde bir araya geldiler. O anne diyor ki 'Hakkımı helal etmiyorum.' Acaba dağda PKK'nın elinde bulunan çocuğun sana hakkını helal edecek mi? Yazıktır, günahtır, ayıptır. Bu işin sorumlularına laf söylemeyip Kemal Kılıçdaroğlu'na laf söylemek vicdansızlıktır" ifadelerini kullandı.

POLİS OĞLU İÇİN NÖBETTE
İstanbul'da polis memuruyken Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine döndüğü sırada Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen teröristler tarafından 2015'te kaçırılan oğlu Vedat Kaya için 84 gündür oturma eylemini sürdüren anne Emine Kaya şöyle demişti: "Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş'a geçmiş olsun demiş. Ben Meclis'e yanına gittim, 'Çocuklarımızın bırakılması için destek versin bizlere' diye, hiç sesini çıkarmadı. Biz insan değil miyiz? Bize de destek verseydi. Hiçbir zaman Kılıçdaroğlu bizlere 'geçmiş olsun' demedi. Bizim de hakkımız var ve ben hakkımı helal etmiyorum kendisine."

15 yıl hapsi istenen HDP'liler mağdur aileyi böyle tehdit etmiş: Peşini bırak yoksa...

15 yıl hapsi istenen 'liler mağdur aileyi böyle tehdit etmiş: Peşini bırak yoksa...
 annelerinin dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle  İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbeti devam ederken, bir genci dağa götürdükleri iddiasıyla 2 tutuklu şüpheli hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

AA
Giriş Tarihi: 3.12.2019  11:15

15 yıl hapsi istenen HDP'liler mağdur aileyi böyle tehdit etmiş: Peşini bırak yoksa...

A.K'yı (19) kandırarak dağa götürdükleri iddiasıyla yakalanan ve tutuklanan Abdulselam B. ve Zeliha B. hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, terör örgütü PKK/KCK'nın kuruluşu, yapılanması ve gerçekleştirdiği saldırılar hakkında detaylı bilgiye yer verildi.

Diyarbakır'da 7 Temmuz'da kaybolan çocuğu A.K'den 3 gün haber alamayan anne R.K'nın İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine müracaatta bulunduğu belirtilen iddianamede, R.K'nın, eşini gizli numaradan arayan kişilerin çocuklarının terör örgütü PKK'nın elinde olduğu bilgisini verdiğini belirtmesi üzerine soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

"OĞLUNU KANDİL'E GÖTÜRDÜK! KİMSEYE SÖYLEMEYİN!"

Müşteki anne R.K. iddianameye yansıyan ifadesinde şunları kaydetti:

"Çocuğum kaçırıldıktan 3 gün sonra eşimin telefonunu gizli numaradan bir erkek aradı. 'Oğlun bizim elimizde, onu Kandil'e götürdük, kimseye bir şey söylemeyin.' demesi üzerine HDP İl Başkanlığı binasına gittim. Oğlumun bulmaları için bağırdım, çağırdım ancak orada kim olduğunu bilmediğim bir erkek 'Oğlun burada yok bağırıp durma.' diyerek beni kovdu. Oğlumun çalıştığı iş yerine gittiğimde bir kişi yanıma gelerek, 'Sana bir şey söyleyeceğim ama kimseye söyleme oğlun Kandil'e gitti. Bir hafta sonra sana nereye gittiğiyle ilgili bilgileri getireceğim. Sakın devlete gitme, oğlunla beraber 12 kişi oldular. Lice'den de 6 kişi getirdik, onları da dağa götüreceğiz.' diyerek yanımdan ayrıldı. Tekrar HDP binasına gittim, oradaki 5 kişiye çocuğumun fotoğrafını ağlayarak gösterdim. 'Boşuna ağlama oğlunu bilsek bile söylemeyiz, oğlunu arama buraya sürekli gelme, dışarıda polisler var.' diyerek gitmemi istediler."

Çocuğunu dağa kaçırmakla suçladığı, yaşadığı mahallede "Çiçek" diye tanınan sanık Zeliha B. ile görüştüğünü belirten anne R.K, sanığın kendisine oğlunun dağa götürüldüğünü söylediğini ifade etti.

Anne R.K, oğluyla bir ara sohbet ederken aralarında geçen diyaloğu hatırladığını aktararak, "Oğlum internet kafeye bir kadının geldiğini, orada bulunan çocuklara tost, kola ısmarlayıp, internet ücretlerini ödediğini söylediğinde hayırsever bir kişinin yaptığını düşündüğünü ancak bunun terör örgütüne eleman kazandırmak için metot olarak uygulandığını anladık." ifadelerini kullandı.

"BU İŞİN PEŞİNİ BIRAK YOKSA..."

Baba Z.K. ise HDP'nin Lice'deki ilçe binasına gittiğinde çocuğunu sorduğu N.E'nin, "Burada oğlunu sorsan da söylemezler. Zaten şu an T.C. kuş uçurtmuyor. Dağa gelip gidebilen yok. Bu işin peşini bırak, yoksa başın belaya girer." şeklinde konuşarak, kendisini tehdit ettiğini öne sürdü.

İddianamede, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Şüphelilerin, müştekilerin oğlunun çaba sarf ederek, terör örgütü PKK/KCK'ya katılmasını sağladığı, PKK/KCK'nın emir ve talimatlarıyla hareket ettikleri ve örgütte faaliyet gösteren üye oldukları anlaşılmıştır."

- İstenilen ceza

İddianamede, tutuklu sanıklar Abdulselam B. ve Zeliha B. hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
'de / operasyonunda gözaltına alınan 22 şüpheli adliyede
'de terör örgütü /'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan HDP Gebze İlçe Başkanı ve parti yöneticilerinin de aralarında olduğu 22 şüpheli adliyeye sevk edildi.

AA
Giriş Tarihi: 3.12.2019  11:17

Kocaeli'de PKK/KCK operasyonunda gözaltına alınan 22 şüpheli adliyede

Alınan bilgiye göre, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında terör örgütü PKK/KCK'nın propagandasını yaptıkları gerekçesiyle geçen hafta gözaltına alınan 22 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

CHP'Lİ MECLİS ÜYESİ DE VAR

Aralarında HDP Gebze İlçe Başkanı Meryem Uslu ve parti yöneticileri ile CHP'nin Gebze Belediyesi Meclis Üyesi Osman Kurum'un da aralarında olduğu 22 şüpheli sağlık kontrolünün ardından adliyeye getirildi.

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince 26 Kasım'da Gebze, Dilovası, Darıca ve İzmit ilçelerinde belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 şüpheli gözaltına alınmıştı. Gözaltı sayısı daha sonra 22'ye yükselmişti.

Şüphelilerin ev ve iş yerinde yapılan aramada bazı dokümanlara el konulmuştu

Bu haber 990323 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
SİHA'lar destan yazıyor! Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar konuştu Rusya çıldırdı: Bir saat bile karşımızda duramadılar!
SİHA'lar destan yazıyor! Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar...
SON DAKİKA: ABD'nin Kaşıkçı raporunda skandal: 3 isim ikinci versiyonunda silindi
SON DAKİKA: ABD'nin Kaşıkçı raporunda skandal: 3 isim ikinci...