ABD’li anayasa hukukçusu Bruce Fein’den Biden’ın 24 Nisan...

ABD'li anayasa hukukçusu Bruce Fein'den Biden'ın 24 Nisan kararına sert tepki: ABD'lilerin haberi bile yok!

Eski ABD Başkanı Ronald Reagan döneminde Adalet Bakanlığı Müşavirliği yapan anayasa hukukçusu Bruce Fein, Başkan Joe Biden'ın 24 Nisan açıklamasını sert bir dille eleştirerek "Birinci Dünya Savaşı'ndaki tüm ilgili güçler arşivlerini açtı. Sadece Ermenistan arşivlerini açmayı reddetti. Ne saklıyorsunuz? Bu kadar büyük bir davanız olduğuna inanıyorsanız arşivlerinizi herkese açıp neden Türkiye aleyhine her türlü suçlayıcı kanıtın ortaya çıkmasını beklemiyorsunuz?" dedi.

03 Mayıs 2021 - 12:24

ABD'li anayasa hukukçusu Bruce Fein'den Biden'ın 24 Nisan kararına sert tepki: ABD'lilerin haberi bile yok!

Giriş Tarihi: 03.05.2021 Güncelleme Tarihi: 03.05.2021 

Eski ABD Başkanı  döneminde Adalet Bakanlığı Müşavirliği yapan anayasa hukukçusu Bruce Fein, Başkan 'ın 24 Nisan açıklamasını sert bir dille eleştirerek "Birinci Dünya Savaşı'ndaki tüm ilgili güçler arşivlerini açtı. Sadece Ermenistan arşivlerini açmayı reddetti. Ne saklıyorsunuz? Bu kadar büyük bir davanız olduğuna inanıyorsanız arşivlerinizi herkese açıp neden Türkiye aleyhine her türlü suçlayıcı kanıtın ortaya çıkmasını beklemiyorsunuz?" dedi. Fein, "Açık olmak gerekirse çoğu Amerikalı, sorunun ne ile ilgili olduğunu gerçekten bilmiyor. 'de çok fazla tarih öğretmiyoruz." ifadelerini kullandı.

Biden'ın 24 Nisan açıklamasını sert tepki

Merkezi Washington'da bulunan bir hukuk firmasının kurucusu olan, birçok Amerikan muhafazakar düşünce kuruluşunda uluslararası hukuk uzmanı olarak görev yapan Fein, Biden'ın 1915 olaylarına ilişkin 24 Nisan'da yaptığı açıklamayı ve Ermeni iddialarını değerlendirdi.

Soru: Sayın Fein, öncelikle 1915 olaylarına ilişkin Biden bir açıklama yaptı ve bunu "soykırım" olarak niteledi. Eski bir bürokrat ve bir anayasa hukukçusu olarak sizin 1915 olaylarına ilişkin değerlendirmeniz ve görüşleriniz nedir?

Fein: Siyasi açıklamalar, bu konuyla ilgili bir son nokta koyamazlar çünkü yasal dayanakları yok. Hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015'te Perinçek'e karşı İsviçre adlı davada, Fransız Anayasa Konseyinin de daha önceki bir kararını da yineleyerek, yasama-yürütme mercilerinin yargı yetkisi olmadığını, soykırım suçuna yönelik suçu veya masumiyeti ilan edecek yasal yetkileri olmadığını açık bir şekilde ortaya koymuştu. Bu ancak bir mahkeme tarafından yapılabilir ve Soykırım Sözleşmesi'nin 9. maddesi uyarınca, olayların soykırım olup olmadığı konusunda bir anlaşmazlık varsa, bu durum Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanında yargılanacaktır. Bu madde 70 yıl önce 1951'de yürürlüğe girdi ve Ermenistan, Soykırım Sözleşmesi'nin dokuzuncu maddesinde belirtildiği gibi iddialarını Uluslararası Adalet Divanına götürmedi. Tabii Türkiye, herhangi bir kişi gibi masumiyet karinesine sahiptir ve şu ya da bu şekilde bir mahkeme karar verene kadar masumiyet karinesi geçerlidir.

1915 OLAYLARININ 1861'DE GÜNEY EYALETLERİNİN AYRILMAK İSTEDİĞİ ABD İÇ SAVAŞI'NDAN FARKI YOKTUR
Şimdi 1915 olaylarına Soykırım Sözleşmesi hakkındaki bilgimle bakacak olursam, her iki tarafta da çok korkunç cinayetlerin birkaç nedenden ötürü bir soykırım teşkil ettiği bana oldukça şüpheli görünüyor. Birincisi, işlendikleri tarihte suç teşkil etmeyen fiillerin geriye dönük olarak suç olamayacağı şeklinde bir evrensel hukuk ilkesi vardır. Soykırım kavramı 1943'e kadar, yani 1915'ten on yıllar sonraya kadar bile icat edilmemişti. Dolayısıyla onları 1915'teki olaylara geriye dönük olarak uygulamak, uluslararası hukuka aykırıdır. Ancak burada geriye dönük işlem yapma sorunu olmadığını varsayarsak bile, Soykırım Sözleşmesi'nin hazırlanması sırasında, siyasi motivasyon nedeniyle işlenen bir cinayetin, bir öldürmenin soykırım olmadığı, siyasi duruşun açık oylamayla soykırım suçundan dışlandığı söz konusudur. Soykırım Sözleşmesi'nin hazırlanmasına katılanlar tarafından tartışıldı, bu hariç bırakılarak oylandı ve onaylandı. Yani örneğin, bölünme üzerine bir savaş olduğu için ölümler oldu, bunlar soykırım olarak tanımlanamaz. Çünkü bunlar siyasi anlaşmazlıklar üzerine, bir grubun bağımsız olmayı hak edip etmediğine dair anlaşmazlıklar üzerine çıkmıştır. Bunun (1915 olaylarının) 1861'de güney eyaletlerinin ayrılmak istediği ABD İç Savaşı'ndan farkı yoktur. Oldukça kanlı bir iç savaş yaşandı, yüz binlerce insan öldü. Bunlar da siyasi görüş üzerineydi. Bir taraf ayrılmak istedi, Birlik de buna 'hayır' dedi. 'Anayasa kapsamında buna hakkınız yok' dedi. Buradaki öldürmeler soykırım değildi. Birinci Dünya Savaşı'nda yaşananlara bakarsanız, Osmanlı Ermenilerini kendi sözleriyle bile ele alırsanız, bunun açık bir şekilde soykırım olmadığı görülür. Osmanlı Ermenileri isyan ettiler. 1915'te Osmanlı İmparatorluğu vatandaşıydılar. Onlara bir sadakat borçluydular ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan siyasi bağımsızlık elde etmek için isyan etmeye çalışıyorlardı. Politik bir hedef gözettiler. Dolayısıyla ortaya çıkan ölümler tanım gereği soykırım değildi. 1919'daki Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Ermenileri, 1915'te savaşan taraf olarak İtilaf güçlerine katılmalarıyla övündüler. Bunlar kullandıkları kelimelerdi, bunu ihanet etmeden önce Osmanlı ordusunda general olan (Bağos) Nubar Bey söyledi. O zamanlar Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu'nun düşmanı olan Rusya ve Fransa ile bir olup Osmanlı İmparatorluğu'na bağlılıklarını terk ettiler. Savaşan taraf olarak savaştılar ve savaşçı olarak öldüler. Bunlar soykırım cinayetleri değildi.

1915 OLAYLARINI YAHUDİ SOYKIRIMI İLE KARŞILAŞTIRILAMAZ
Dahası cinayetlerin soykırım olmadığını, savunmasız masum kurbanların öldürülmelerinin söz konusu olmadığını doğrulayan en azından ikinci dereceden kanıtlar var. Yine Paris Barış Konferansı'nda, Osmanlı Ermenileri, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu parçalanmadan önce öyleydiler, Ermeni temsilcileri, Osmanlı Türklerinin de aynı oranda öldüğünü gayet açık bir şekilde belirttiler. Bunu örneğin Holokost ile karşılaştırın, bu imha kamplarında 6 milyon Yahudi öldü. Peki ya Naziler, yani failleri orantılı bir şekilde öldüler mi. Hayır ölmediler. İşte bu yüzden, Princeton'da çok ünlü bir Orta Doğu tarihçisi olan Bernard Lewis, Birinci Dünya Savaşı'nda, Ermenilere olanları Holokost'a benzetmenin mantıksız olduğunu söylüyor. Bu, eski Nobel Barış Ödülü sahibi ve İsrail Başbakanı Şimon Peres'in de yinelediği bir görüş. Dolayısıyla tüm koşullara, istatistiklere, Ermenilerin kendi beyanlarına baktığınızda, Birinci Dünya Savaşı trajedisinin soykırım nitelemesi olarak tartışacak makul bir durum olmadığına inanıyorum. Ve tam da bu nedenle Ermenistan'ın tam tamına 70 yıldır Türkiye'nin soykırım suçu işlediği iddiasını Uluslararası Adalet Divanına taşımayı reddettiğine inanıyorum. Bugün konuştuğumuz gibi, bu uluslararası mahkeme açıktır ve Ermenistan'ın iddiası karara bağlanabilir. İstemiyor çünkü korkuyor, kaybedecek.

Soru: Soykırımla iç savaş veya çatışma arasında bu kadar keskin bir çizgi varken, Biden yönetimi neden 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen bir açıklama yaptı?

Fein: Politikacılar, tarih okumazlar. Gizli siyasi amaçları var. Joe Biden ve ekibinin bu dönemle ilgili şaşırtıcı miktarda arşivleri ve tarihi yazıları okuduklarını düşünüyor musunuz? Tabii ki değil. Karar vermelerinin nedeni, gizli politik güdülere sahip olmaları, onlara kampanya katkısı veren, oy çıkaracak yardımı sağlayan paradır. Ve Türkiye için yazık ki, Amerikalı Ermeniler çok daha iyi örgütlenmişler, Türk Amerikalılardan çok daha zenginler. Dolayısıyla tüm bunlar politik açıklamalardır. Kanunla hiçbir ilgisi yok. Tartışma hiçbir zaman bitmiyor. Bitiremezsiniz de. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Fransa Anayasa Konseyinin de belirttiği üzere yasama veya yürütme erkleri soykırım suçunu yargılama yetkisine sahip değiller. Dolayısıyla bunlar siyasi olarak sonsuza kadar sürdürülebilir. Bu yüzden de Ermeniler bunu siyasi alanda tutuyorlar. Mahkemeye götürmüyorlar çünkü kaybedeceklerinden korkuyorlar. Siyasi arenada Amerikalı Türklerden çok daha güçlüler ve kazanırlar. Eğer katıksız siyasi sembollerle bir yanlışı ortak akıl olarak sunabiliyorsanız neden bir mahkemede kaybetme riskine giresiniz.

ERMENİSTAN ARŞİVLERİNİ AÇMAYI REDDEDİYOR
Uluslararası Adalet Divanının daha önceki soykırım suçlamaları hakkında karar verdiğini de belirtmek isterim. Hırvatistan tarafından 2015 yılında Sırbistan'a yönelik bir suçlama vardı, Bosna Hersek'in 2007'de Sırbistan'a, Karadağ'a karşı suçlamaları vardı. Yani soykırım iddialarına yönelik dava açılabiliyor, uluslararası mahkeme de karar veriyor. Adalet Divanı daha önce bu konuda hükümler verdi. Ermeniler niye direniyorlar, yine aynı noktaya dönüyorum, kaybedeceklerini düşünüyorlar. Davalarını şüpheli kılan bir başka neden de Birinci Dünya Savaşı'ndaki tüm ilgili güçler arşivlerini açtı. Sadece Ermenistan arşivlerini açmayı reddetti. Türkiye açtı, Fransa açtı, Almanya, Rusya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri açtı, sadece Ermenistan gizli tuttu. Ve bu da doğal bir çıkarıma götürür; ne saklıyorsunuz? Bu kadar büyük bir davanız olduğuna inanıyorsanız, arşivlerinizi herkese açıp neden Türkiye aleyhine her türlü suçlayıcı kanıtın ortaya çıkmasını beklemiyorsunuz? Ama hayır, hala kapalı tutmayı tercih ediyorlar.

Soru: Peki tüm bu söyledikleriniz üzerine, ABD Başkanı'nın, ABD'nin kurucu değerlerini göz ardı edip bu konuda tüm Amerikan değerlerinin aksine salt bir iç politika veya seçim kampanyasının parçası olarak bir açıklama yapması ABD'ye haksızlık değil mi?

Fein: Kesinlikle bunun haksız ve adaletsiz olduğunu ve Amerikan değerlerine uygun olmadığını düşünüyorum. Ama maalesef burada öne çıkan sadece Türkiye değil. Birçok konuda yargıdan önce bazı atıflarda bulunarak saygınlığımızı kaybetmemiz talihsiz bir durum. 'Burma'da soykırım var', 'Çin'de soykırım var', 'Darfur'da soykırım var', her neyse. Bakın, soykırımı savunmaya çalışmıyorum, bu korkunç bir suç. Ancak 4000 yıldır evrensel olarak var olan masumiyet varsayımı var. Bir sorun varsa onu bir mahkemeye götürmeniz gerekir ve Uluslararası Adalet Divanı uzun süredir mevcut, kendini gösterdi ve Yugoslavya'nın dağılmasının ardından çıkan korkunç savaşlar hakkında karar verme kabiliyetine sahip olduğunu ortaya koydu. Bu soykırım suçlamasının etrafından dolaşmak, bir yargılama bile olmadan bir sonuca varıyormuşsunuz gibi görünmek oldukça pervasız ve damgalayıcı. Ayrıca şunu da söyleyebilirim ki biliyor musunuz, Başkan Biden'ın açıklaması, tüm Birleşik Devletler'de paylaşılan bir görüş değil. Açık olmak gerekirse çoğu Amerikalı, sorunun ne ile ilgili olduğunu gerçekten bilmiyor. Birleşik Devletler'de çok fazla tarih öğretmiyoruz. Uluslararası Adalet Divanı kararı çıkmazsa bu politik olarak zehirlemeye devam edecek sonsuza kadar, belki 50 yıl daha sürebilir. Tabii ki Başkan'ın açıklamaları bağlayıcı değildir, yani gelecekteki başkan gelir ve Başkan Biden'ın söylediğine inanmıyorum, farklı bir şeye inanıyorum derse, konuyu diğer tarafa çevirir. Kongre kararlarında olduğu gibi, biri diğerini bağlamaz ve bunlar mahkeme kararları değildir, bu yüzden onları tersine çevirmek kolaydır.

Soru: Ama bunların Türk-Amerikan ilişkilerine etkileri olacak gibi duruyor.

Fein: Bunun Türk-Amerikan ilişkileri üzerinde etkisi olabilir, bu kesinlikle doğru. Ben inanıyorum ki bu açıklama Amerikalı Ermenileri, 'Başkan'ın da açıkladığı üzere bilmenize rağmen soykırımı inkar ettiğiniz için siz de suç ortağısınız ve nefret dolu insanlarsınız' diyerek Amerikalı Türklere karşı daha gaddar, daha zorba, daha korkutucu olmaları konusunda cesaretlendiriyor. Bu tür şeyler çok yıkıcı. Ve yine eğitim programının, davanın neden gerekli olduğunu ortaya koymak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Fransa Anayasa Konseyi tarafından zaten kabul edilmiş noktayı basitçe ifade etmek için gerekli olduğuna inanmamın bir nedeni de bu.

ABD'li anayasa hukukçusu Bruce Fein'den Biden'ın 24 Nisan kararına sert tepki: ABD'lilerin haberi bile yok!

'den talimatı alan Kılıçdaroğlu ve Akşener teröristlere kalkan oldu!

Giriş Tarihi: 03.05.2021 Güncelleme Tarihi: 03.05.2021 

’li senatörlerin hazırladığı Türkiye tasarısında 'İnsan hakları sicili düzeltilmezse yaptırım uygulansın' talebi yer aldı. ABD'deki efendilerinden işareti alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti lideri  harekete geçti. Kılıçdaroğlu ve Akşener, FETÖ ve PKK tutuklamalarını eleştirdi. FETÖ'cülerin boşu boşuna içeride yattığını belirten Kılıçdaroğlu, "Sadece onlar değil. , Osman Kavala olmak üzere pek çok haksızlık var." diyerek birçok kişinin ölümünden sorumlu isimleri de korudu.

Efendileri işaret verince harekete geçtiler!

Türkiye'de FETÖ ve PKK'ya yönelik mücadeleye karşı ABD ve Avrupa vites yükseltti. Alman Hükümeti'nin Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılmasını istemesinin, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin Türkiye kararının (ifade özgürlüğü) ardından ABD'de bir grup Demokrat senatör, Türkiye'nin insan hakları sicilini iyileştirmemesi durumunda Ankara'ya yaptırım uygulanmasını öngören bir yasa tasarısını tekrar sundu. İçeride de sürece destek veren açıklamalar dikkat çekti.

KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER'DEN ABD PROPAGANDASI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sınır ötesiyle eşzamanlı terörle mücadeleyi hedef alan açıklamalar yaptı. ABD'li senatörler Edward Markey, Ron Wyden ve Jeff Merklet, tasarıyı cuma günü Senato'da duyurdu. Yasa tasarısının, "Türkiye hükümetinin fikir ve siyasi suçluların tutuklanmasından, gazetecilerin siyasi gayelerle gözaltına alınmasından, sosyal medya aracılığıyla ifade özgürlüğünün kısıtlanmasından ve uluslararası olarak tanınan diğer insan haklarının ihlallerinden sorumlu bulunan yetkililerine odaklanacağı" ifade edildi.



FETÖ'NÜN EZİLMESİNDEN RAHATSIZLAR
19 sayfalık tasarıda, "Ankara'nın 15 Temmuz Darbe Girişimi'ni soruşturma adı altında 10 binlerce kişiyi gözaltına aldığı ve siyasi özgürlüklerin üzerine çöktüğü" ifade ediliyor. Tasarı aynı zamanda ABD Dışişleri Bakanlığı'na Türkiye'deki 'siyasi tutukluların' serbest bırakılması misyonuyla çalışan sivil toplum kuruluşlarına yardım verme direktifinde bulunuyor. Demokrat senatörlerin kaleme aldığı tasarı Ankara'ya, "Gazeteciler için oluşan kötü iklimi ciddi bir şekilde iyileştirme" ve "Hükümete bir internet sitesini engelleme veya içeriğini kaldırma hakkı veren yasanın kaldırılması veya düzeltilmesi gibi yollarla internetteki ifade özgürlüğüne yapılan baskıyı kaldırma" çağrısında bulunuyor. Aynı tasarı, "Türkiye'de hükümetin avukatları, hakimleri ve savcıları ayrım gözetmeden yargılamayı durdurması ve tarafı olduğu uluslararası anlaşmalara uyması gerektiğini" savunuyor. Tasarı, belirtilen adımlar atılmazsa Başkan'ın Türkiye'ye Magnitsky Yasası ve Kaşıkçı Yasağı üzerinden yaptırım uygulamasını öngörüyor.

Senatörler, aynı zamanda tasarının kabul edilmesi durumunda Hazine Bakanlığı'nın finansal kuruluşlara, "Türk hükümetinin insan hakları ihlaline destek verecek yönde" hiçbir hamle yapmaması için direktif vermesini talep etti. Önceki akşam KRT yayınına konuk olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da senatörlerle paralel görüşler paylaşması dikkat çekti. "Size de sert eleştiriler var. Mesela, Fetullahçı örgütün ve kumpas dönemlerinin en başta gelen mimarlarından Taraf denen gazete bozuntusunun yönetmeni Ahmet Altan, ve yine o Fetullahçı örgüte hizmet eden Nazlı Ilıcak'a neden sahip çıkma gereği duydunuz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" yanıtı verdi.

DEMİRTAŞ, KAVALA, ASKERİ ÖĞRENCİLER
Sunucunun, "Siz bu insanlara haksızlık yapıldığını mı düşünüyorsunuz?" soru karşısında Kılıçdaroğlu "Evet. Neden bu kadar uzun süre içeride kaldılar? Bazıları geziyor hala" dedi. Kılıçdaroğlu "Onları gazeteci olarak görüyor musunuz?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Ben gazeteci değilim.

KILIÇDAROĞLU: FETÖ'CÜLER BOŞU BOŞUNA YATIYOR
Sadece onlar değil. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala olmak üzere pek çok haksızlık var. Askeri öğrenciler olmak üzere pek çok haksızlık var. Bunlar boşu boşuna yatıyor içeride. 16 Temmuz'da TBMM'de yaptığım konuşmayı lütfen okuyun. 'Gözaltına alınanlara sakın işkence yapmayın, yargılamaları adil yapın, dünyaya örnek olun.' Ben bunları söyledim. Yenikapı mitinginde de söyledim. Devlet adaletle yönetilir."

'AĞABABALAR GİTTİ, İÇERİDEKİLER GARİBAN'
Kılıçdaroğlu ile aynı gün Habertürk yayınına katılan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de haoisteki FETÖ'cüleri gariban olarak niteledi. 15 Temmuz'u yapan, kumpaslar kuran, istihbarat örgütleriyle işbrliği yapan FETÖ'cülerin yakalanmasını görmezde gelen Akşener şunları söyledi: "15 Temmuz'un bütün ağababaları gitti, ne kadar gariban varsa içeride. Bu tırnak içinde dini grup değil mi? Darbe yapmaya kalkıştınız, her türlü çirkinliği, pisliği yaptınız. Ağa babalar uçtu gitti."

'BOŞUNA YATAN' DEMİRTAŞ'IN SUÇLARI NE?
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince, "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan verilen 4 yıl 8 ay hapis cezası Yargıtay tarafından geçen gün onandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan Kobani olaylarına ilişkin iddianamede eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yargılandığı davalara da yer verilmişti. İddianamede yer alan araştırma tutanağında, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi, Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesi ve Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesinde dosyalarının olduğu kaydedilmişti.

YÖNELTİLEN SUÇLAR
İddianameye göre bu dosyalarda Demirtaş birçok suç kapsamında yargılanıyor. Yöneltilen suçlar arasında, "Terör Örgütü Propagandası Yapmak", "Suç İşlemeye Alenen Tahrik Etme", "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma", "Suçu ve Suçluyu Övmek", "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama", "Devletin Askerî veya Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama", "Cumhurbaşkanına Hakaret" yer alıyor.

DAVALARIN DURUMU
İddianamede; Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi, Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesi ve Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesindeki Demirtaş davalarının açık ve devam ettiği bilgisi yer almıştı. Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesindeki davada verilen cezanın ise istinaf mahkemesinde onaylandığı Yargıtay incelemesinin sürdüğü kaydedilmişti. Demirtaş'a, Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesince, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na Muhalefet" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.

BAŞSAVCIYI 'TEHDİT' DAVASI DA DEVAM EDİYOR
Bu davaların yanı sıra Demirtaş'ın, önceki Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'a yönelik "Tehdit" ve "Terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermek" suçlamasıyla yargılanması da devam ediyor. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, Demirtaş'ın "Tehdit" ve "Terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermek" suçlarından 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminden 5 ay sonra Adana mitinginde FETÖ'den hüküm giymiş Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'ı CHP'lilere alkışlatmıştı.

PEN'İN DE GÜNDEMİ TUTUKLAMALAR!
Uluslararası Pen Yazarlar Birliği'ne bağlı Pen America (Freedom To Write 2020), 2020 yılı Yazma Özgürlüğü raporunda 'dünyada en fazla aydının hapsedildiği üç ülkeden biri' olarak Türkiye'yi gösterdi. Aydınlık'ta yer alan habere göre, raporda Türkiye'de 25 aydın, akademisyen ve yazarın hapiste olduğu bildirildi. Dünya sıralamasındaki ilk on ülke şöyle: Çin (81), Suudi Arabistan (32), Türkiye (25), İran (19), Belarus (18), Mısır (14), Vietnam (11), Hindistan (9), Eritre (8), Myanmar (8). VOA'nın haberine göre raporda Türkiye ile ilgili şu ifadeler kullanıldı: "2020 yılında Türkiye'de tutuklu bulunan yazar sayısı bir önceki yıla göre azaldı ancak bu ülkedeki ifade özgürlüğünde herhangi bir iyileşme olmadı. 2020 yılında Türkiye'de en az 25 yazar, akademisyen ve aydın hapiste tutuluyor.

SKANDAL RAPORDA FİNCANCI HASSASİYETİ
"Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve siyasi müttefikleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanın salgın konusunda Türk hükümetinin eleştirmesinin ardından, hekim, köşe yazarı ve kuruluşun başkanı Şebnem Korur Fincancı'yı Türkiye'nin düşmanı olarak ilan etti. "Nisan 2020'de, Türkiye parlamentosu hapiste bulananları üçte bir oranında azaltacak tahliye yasasını kabul etti ancak bu yasada devlete karşı suçlar kapsamındakiler dahil edilmedi. Bu nedenle, yaşlı yazarlar, aydınlar bile tahliye edilmedi.

DHKP-C'DEN BAHSETMEDİLER
"Müzik grubu Grup Yorum'un üyelerine yönelik tehditler ise hala sürüyor. Müzisyenler Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar ve Barış Yüksel 2020 yılından beri hapiste. Grubun bazı üyeleri baskılar yüzünden Türkiye'den kaçtı. Grup Yorum'dan İbrahim Gökçek, şartlı salıverilmesinden iki ay sonra tam 323 gün açlık grevinde kalmasının ardından hayatını kaybetti. Kasım 2019'da serbest bırakıldıktan sonra açlık grevini sürdüren grubun solisti Helin Bölek de yaşamını yitirdi. "2020 yılında Türkiye'de ifade özgürlüğünü daha da kısıtlayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gücünü arttıran yeni yasalar yürürlüğe girdi. Türkiye'nin terörle mücadele yasası muhaliflere karşı kullanılan bir silaha dönüştü. Osman Kavala bu yasayla hapiste tutuldu. "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesine yönelik eleştirilerini ifade eden yazarlar yargılandı. Yazar Murat Ağırel, Sarmal adlı kitabında kendilerine hakaret ettiğini iddia eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iki oğlunun emriyle savcılar soruşturma başlattı. Bir süre hapiste tutulan Ağırel serbest bırakılsa da yazara baskılar sürdü."

CHP lideri ’ndan görülmemiş pişkinlik

Darbe girişiminde tankların arasından sıvıştı, kahve içerek darbe girişimini izledi. Bu yönde gelen eleştirilere yanıt veren CHP lideri, Erdoğan’ı işaret edip “Ben geçtim. O da gelip geçseydi” dedi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan görülmemiş pişkinlik

Darbe girişiminde tankların arasından sıvıştı, kahve içerek darbe girişimini izledi. Bu yönde gelen eleştirilere yanıt veren CHP lideri, Erdoğan’ı işaret edip “Ben geçtim. O da gelip geçseydi” dedi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan görülmemiş pişkinlikCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananlara ilişkin pişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, o gece Atatürk Havalimanı'nda bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evine gitmişti.


KRT TV canlı yayınına katılan Kılıçdaroğlu, "Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor" şeklindeki soruya "Ben geçtim. O da gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı.


Onu ayrıca tartışırız" dedi. Kılıçdaroğlu, 3 Eylül 2010'da Kral FM'de "Gezegen Mehmet"in programına katılmış ve "Askere karşı çıkacağız diye yargının bağımsızlığını da yok etmeyelim. Kim darbe girişimi yaparsa o tankın önüne ilk ben çıkacağım" demişti. Kılıçdaroğlu, 15 Nisan 2017 tarihinde de "Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu..." sorusuna "İyi de tank getirselerdi, nerede tank?" cevabını vermişti.


MARİFET KAÇMAK DEĞİL KILIÇDAROĞLU
AK Parti Grup Başkanvekili ve Çankırı Milletvekili avukat M. Emin Akbaşoğlu "15 Temmuz gecesi hainlerin arasından onların izniyle geçtiğini itiraf eden bunu da marifetmiş gibi anlatan Kılıçdaroğlu'na yaptığının demokrasi adına yüz kızartıcı utanılacak bir şey olduğunu ajans, hatırlatmadı mı? Marifet kaçmak değil hainlere karşı durmak sayın Kemal Kılıçdaroğlu?" dedi.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı AR-GE ve Eğitim Başkanı Mustafa Şen de "Sayın Erdoğan namert köprülerinden geçmez, o köprüleri milletimizle birlikte yıkıp geçer sayın Kemal Kılıçdaroğlu" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun önerisi herkesi şaşkına çevirdi: Para sizden, aşı bizden Kemal Kılıçdaroğlu'ndan akıllara zarar '15 Temmuz' açıklaması: Ben geçtim o da gelip geçseydi Kemal Kılıçdaroğlu'nun '15 Temmuz' açıklamasına tepkiler... Kemal Kılıçdaroğlu'na tepkiler çığ gibi! "Darbecilere selam verip geçmek sizin işiniz"

15 Temmuz'da Başkan Erdoğan ve vatandaşlar havalimanında direnirken  tankların arasından 'yürüyerek' geçmiş

Giriş Tarihi: 1.5.2021  23:53 Son Güncelleme: 2.5.2021  10:19

 Başkanı K, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Atatürk Havalimanı bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve  Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun evine gitmişti. O gece yaşananlara ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Ben (zırhlı aracın yanından yürüyerek) geçtim” ifadelerini kullandı. Öte yandan hain darbecilerin himayesindeki tanklar 'na yol verirken Başkan Erdoğan ve vatandaşlar direniş örneği göstermişti.

Kılıçdaroğlu: Ben Zırhlı aracın yanından yürüyerek geçtim

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Atatürk Havalimanı bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evine gitmişti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan itiraf gibi açıklama!

KILIÇDAROĞLU: "BEN (ZIRHLI ARACIN YANINDAN YÜRÜYEREK) GEÇTİM"
Kemal Kılıçdaroğlu, bir özel televizyon kanalında 15 Temmuz 2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda yaşananlara ilişkin konuştu. Kılıçdaroğlu, "Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor" şeklindeki soruya; "Ben geçtim. O da gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı. Onu ayrıca tartışırız" ifadelerini kullandı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN KAÇTIĞI ATATÜRK HAVALİMANI'NDA ERDOĞAN VE VATANDAŞLAR DİRENDİ
Kemal Kılıçdaroğlu'nun terk ettiği Atatürk Havalimanı'nı yarım saat içinde binlerce kişi doldurmuş, tankları püskürten kahramanlar sabaha kadar alanı terk etmemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Atatürk Havalimanı'na gelmiş ve darbe girişimine karşı basın toplantısı düzenlemişti.

Atatürk Havalimanı'nın 15 Temmuz gecesine ilişkin kamera kayıtları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'kontrollü kaçış'ının, Türk milletinin ise kahramanca direnişinin kanıtı oldu. Kayıtlara göre, FETÖ'cü hainler 15 Temmuz gecesi 22.15'te AHL anayol girişi, İç Hatlar CIP ve VIP çıkışlarına tanklar yerleştirerek havalimanını işgal etti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun VIP çıkışındaki iki tank, koruma ekibinin görüşmelerinin ardından 23.23'te çekilırken AHL anayol girişi ve İç Hatlar CIP'de yerleştirilen tanklar yerinde bırakıldı. Darbeciler, AHL'de 23.45'te uçuş trafiğini durdurdu.

HAİN DARBE GİRİŞİMİ GECESİNDE DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR

İşte Kılıçdaroğlu 23.30'da havalimanından ayrıldıktan yarım saat sonra yaşananlar:

00.00: AHL'nin darbeciler tarafından işgal edildiğini öğrenen vatandaşlar havalimanı girişinde tankların karşısına dikildi.

00:24: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon kanalına Facetime üzerinden TV'lere bağlandı.

01.21: Tanklar alandan ayrılmak zorunda kaldı.

02.27: Erdoğan, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ı aradı ve 'kuleyi ne kadar sürede boşaltırsınız?' diye sordu. Çalışkan, Erdoğan'a, '10-15 dakikada' dedi. Çalışkan, AHL Şube Müdürü'ne kulenin temizlenmesi için talimat verdi.

02.28: Kuleye girildi.

02.30: Kule darbeci askerlerden temizlendi ve kontrol altına alındı.

03.20: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı AHL'na indi.

04.07: Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında basın açıklamasında bulundu.

05.18: AHL'nın kontrolü tamamen sağlandı. Havalimanındaki işleyiş normale döndü ve uçuşların 06.00 itibariyle başlayacağı açıklandı.



"15 TEMMUZ GECESİ BİR TEK KİŞİ FETÖ'NÜN KORUMASINA MAZHAR OLMUŞTUR, O DA KEMAL KILIÇDAROĞLU'DUR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesi bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur, o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, 19 Şubat 2021 tarihinde AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada 15 Temmuz gecesi FETÖ'nün şahsından bakanlara, bürokratlardan medya temsilcilerine kadar iktidarıyla, muhalefetiyle pek çok milletvekiline kadar herkesin peşine düştüğünün altını çizmişti. Erdoğan, "Bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur; o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda FETÖ'cülerin tanklarıyla burun buruna gelen bir genel başkanın önünde bir anda tüm yolların açıldığını söylemişti.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu'nun kaçış videosu"nun da izlenilmesini istemiş ve "Görüyorsunuz tankların arasından VIP nizamiyesinden uğurlanan kim? Bay Kemal. Kılıçdaroğlu. Tabii burada ilginç olan bir şey daha var. 'Haberim olsaydı ben de beklerdim.' diyor. Bütün milletin haberi oldu, on binler havalimanında ama Bay Kemal'in kulağı var, duymadı. O geldi Bakırköy'e, Belediye Başkanı'nın evinde televizyondan süreci izledi, kahvesini orada içti" ifadesini kullanmıştı.



KILIÇDAROĞLU: "O TANKIN ÖNÜNE İLK BEN ÇIKACAĞIM"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Eylül 2010 tarihinde Kral FM'de, "Gezegen Mehmet"in programına katılmış ve "Askere karşı çıkacağız diye yargının bağımsızlığını da yok etmeyelim. Kim darbe girişimi yaparsa o tankın önüne ilk ben çıkacağım" demişti.



"İYİ DE TANK GETİRSELERDİ, NEREDE TANK?"
Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Nisan 2017 tarihinde, "Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu." sorusuna, "İyi de tank getirselerdi, nerede tank?" cevabını vermişti.

'ndan akıllara zarar '15 Temmuz' açıklaması: Ben geçtim o da gelip geçseydi

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan akıllara zarar '15 Temmuz' açıklaması: Ben geçtim o da gelip geçseydi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Atatürk Havalimanı'nda bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu'nun evine gitmişti.

KILIÇDAROĞLU: BEN (ZIRHLI ARACIN YANINDAN YÜRÜYEREK) GEÇTİM

Kemal Kılıçdaroğlu, bir özel televizyon kanalında 15 Temmuz 2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda yaşananlara ilişkin konuştu. Kılıçdaroğlu, "Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor" şeklindeki soruya; "Ben geçtim. O da gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı. Onu ayrıca tartışırız" ifadelerini kullandı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN KAÇTIĞI ATATÜRK HAVALİMANI'NDA ERDOĞAN VE VATANDAŞLAR DİRENDİ

Kemal Kılıçdaroğlu'nun terk ettiği Atatürk Havalimanı'nı yarım saat içinde binlerce kişi doldurmuş, tankları püskürten kahramanlar sabaha kadar alanı terk etmemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Atatürk Havalimanı'na gelmiş ve darbe girişimine karşı basın toplantısı düzenlemişti.

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan akıllara zarar '15 Temmuz' açıklaması: Ben geçtim o da gelip geçseydi | Video

Atatürk Havalimanı'nın 15 Temmuz gecesine ilişkin kamera kayıtları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'kontrollü kaçış'ının, Türk milletinin ise kahramanca direnişinin kanıtı oldu. Kayıtlara göre, FETÖ'cü hainler 15 Temmuz gecesi 22.15'te AHL anayol girişi, İç Hatlar CIP ve VIP çıkışlarına tanklar yerleştirerek havalimanını işgal etti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun VIP çıkışındaki iki tank, koruma ekibinin görüşmelerinin ardından 23.23'te çekilırken AHL anayol girişi ve İç Hatlar CIP'de yerleştirilen tanklar yerinde bırakıldı. Darbeciler, AHL'de 23.45'te uçuş trafiğini durdurdu.

DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR

İşte Kılıçdaroğlu 23.30'da havalimanından ayrıldıktan yarım saat sonra yaşananlar:

00.00: AHL'nin darbeciler tarafından işgal edildiğini öğrenen vatandaşlar havalimanı girişinde tankların karşısına dikildi.
00:24: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon kanalına Facetime üzerinden TV'lere bağlandı.
01.21: Tanklar alandan ayrılmak zorunda kaldı.
02.27: Erdoğan, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ı aradı ve 'kuleyi ne kadar sürede boşaltırsınız?' diye sordu. Çalışkan, Erdoğan'a, '10-15 dakikada' dedi. Çalışkan, AHL Şube Müdürü'ne kulenin temizlenmesi için talimat verdi.

Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz 'Kontrollü kaçışı' A Haber'de

02.28: Kuleye girildi.
02.30: Kule darbeci askerlerden temizlendi ve kontrol altına alındı.
03.20: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı AHL'na indi.
04.07: Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında basın açıklamasında bulundu.
05.18: AHL'nın kontrolü tamamen sağlandı. Havalimanındaki işleyiş normale döndü ve uçuşların 06.00 itibariyle başlayacağı açıklandı.

"15 TEMMUZ GECESİ BİR TEK KİŞİ FETÖ'NÜN KORUMASINA MAZHAR OLMUŞTUR, O DA KEMAL KILIÇDAROĞLU'DUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesi bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur, o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, 19 Şubat 2021 tarihinde AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada 15 Temmuz gecesi FETÖ'nün şahsından bakanlara, bürokratlardan medya temsilcilerine kadar iktidarıyla, muhalefetiyle pek çok milletvekiline kadar herkesin peşine düştüğünün altını çizmişti. Erdoğan, "Bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur; o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda FETÖ'cülerin tanklarıyla burun buruna gelen bir genel başkanın önünde bir anda tüm yolların açıldığını söylemişti.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu'nun kaçış videosu"nun da izlenilmesini istemiş ve "Görüyorsunuz tankların arasından VIP nizamiyesinden uğurlanan kim? Bay Kemal. Kılıçdaroğlu. Tabii burada ilginç olan bir şey daha var. 'Haberim olsaydı ben de beklerdim.' diyor. Bütün milletin haberi oldu, on binler havalimanında ama Bay Kemal'in kulağı var, duymadı. O geldi Bakırköy'e, Belediye Başkanı'nın evinde televizyondan süreci izledi, kahvesini orada içti" ifadesini kullanmıştı.

"O TANKIN ÖNÜNE İLK BEN ÇIKACAĞIM"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Eylül 2010 tarihinde Kral FM'de, "Gezegen Mehmet"in programına katılmış ve "Askere karşı çıkacağız diye yargının bağımsızlığını da yok etmeyelim. Kim darbe girişimi yaparsa o tankın önüne ilk ben çıkacağım" demişti.

"İYİ DE TANK GETİRSELERDİ, NEREDE TANK?"

Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Nisan 2017 tarihinde, "Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu." sorusuna, "İyi de tank getirselerdi, nerede tank?" cevabını vermişti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan itiraf gibi açıklama! Çelişkili 15 Temmuz cevabı

CHP Genel Başkanı 'ndan  hain darbe girişimi gecesinde yaşananlarla ilgili itiraf gibi açıklama geldi. Kılıçdaroğlu, Atatürk Havalimanı bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve  Belediye Başkanı ’nun evine gitmişti. O gece yaşananlara ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Ben (zırhlı aracın yanından yürüyerek) geçtim” ifadelerini kullandı. Öte yandan hain darbecilerin himayesindeki tanklar Kemal Kılıçdaroğlu'na yol verirken Başkan Erdoğan ve vatandaşlar direniş örneği göstermişti. Kılıçdaroğlu 4 yıl önce "Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu." sorusuna "İyi de tank getirselerdi, nerede tank?" cevabını vermişti.

Giriş Tarihi: 02.05.2021 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan itiraf gibi açıklama! Çelişkili 15 Temmuz cevabı

CHP Genel Başkanı  darbe girişimi gecesi Atatürk Havalimanı bulunan darbecilere ait tankların arasından geçmiş ve  Belediye Başkanı 'nun evine gitmişti.

Kılıçdaroğlu'ndan darbe gecesine ait itiraf gibi sözlerKILIÇDAROĞLU'NDAN DARBE GECESİNE AİT İTİRAF GİBİ SÖZLER

KILIÇDAROĞLU: "BEN (ZIRHLI ARACIN YANINDAN YÜRÜYEREK) GEÇTİM"
Kemal Kılıçdaroğlu, bir özel televizyon kanalında 15 Temmuz 2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda yaşananlara ilişkin konuştu. Kılıçdaroğlu, "Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor" şeklindeki soruya; "Ben geçtim. O da gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı. Onu ayrıca tartışırız" ifadelerini kullandı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN KAÇTIĞI ATATÜRK HAVALİMANI'NDA ERDOĞAN VE VATANDAŞLAR DİRENDİ
Kemal Kılıçdaroğlu'nun terk ettiği Atatürk Havalimanı'nı yarım saat içinde binlerce kişi doldurmuş, tankları püskürten kahramanlar sabaha kadar alanı terk etmemişti. Cumhurbaşkanı  da, Atatürk Havalimanı'na gelmiş ve darbe girişimine karşı basın toplantısı düzenlemişti.

Atatürk Havalimanı'nın 15 Temmuz gecesine ilişkin kamera kayıtları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'kontrollü kaçış'ının, Türk milletinin ise kahramanca direnişinin kanıtı oldu. Kayıtlara göre, FETÖ'cü hainler 15 Temmuz gecesi 22.15'te  anayol girişi, İç Hatlar CIP ve VIP çıkışlarına tanklar yerleştirerek havalimanını işgal etti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun VIP çıkışındaki iki tank, koruma ekibinin görüşmelerinin ardından 23.23'te çekilırken AHL anayol girişi ve İç Hatlar CIP'de yerleştirilen tanklar yerinde bırakıldı. Darbeciler, AHL'de 23.45'te uçuş trafiğini durdurdu.

DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR
İşte Kılıçdaroğlu 23.30'da havalimanından ayrıldıktan yarım saat sonra yaşananlar:
00.00: AHL'nin darbeciler tarafından işgal edildiğini öğrenen vatandaşlar havalimanı girişinde tankların karşısına dikildi.
00:24: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon kanalına Facetime üzerinden TV'lere bağlandı.
01.21: Tanklar alandan ayrılmak zorunda kaldı.
02.27: Erdoğan, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ı aradı ve 'kuleyi ne kadar sürede boşaltırsınız?' diye sordu. Çalışkan, Erdoğan'a, '10-15 dakikada' dedi. Çalışkan, AHL Şube Müdürü'ne kulenin temizlenmesi için talimat verdi.
02.28: Kuleye girildi.
02.30: Kule darbeci askerlerden temizlendi ve kontrol altına alındı.
03.20: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı AHL'na indi.
04.07: Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında basın açıklamasında bulundu.
05.18: AHL'nın kontrolü tamamen sağlandı. Havalimanındaki işleyiş normale döndü ve uçuşların 06.00 itibariyle başlayacağı açıklandı.

ERDOĞAN: "15 TEMMUZ GECESİ BİR TEK KİŞİ FETÖ'NÜN KORUMASINA MAZHAR OLMUŞTUR, O DA KEMAL KILIÇDAROĞLU'DUR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesi bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur, o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, 19 Şubat 2021 tarihinde AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada 15 Temmuz gecesi FETÖ'nün şahsından bakanlara, bürokratlardan medya temsilcilerine kadar iktidarıyla, muhalefetiyle pek çok milletvekiline kadar herkesin peşine düştüğünün altını çizmişti. Erdoğan, "Bir tek kişi FETÖ'nün özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur; o da Kemal Kılıçdaroğlu'dur" demişti.

Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda FETÖ'cülerin tanklarıyla burun buruna gelen bir genel başkanın önünde bir anda tüm yolların açıldığını söylemişti.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu'nun kaçış videosu"nun da izlenilmesini istemiş ve "Görüyorsunuz tankların arasından VIP nizamiyesinden uğurlanan kim? Bay Kemal. Kılıçdaroğlu. Tabii burada ilginç olan bir şey daha var. 'Haberim olsaydı ben de beklerdim.' diyor. Bütün milletin haberi oldu, on binler havalimanında ama Bay Kemal'in kulağı var, duymadı. O geldi Bakırköy'e, Belediye Başkanı'nın evinde televizyondan süreci izledi, kahvesini orada içti" ifadesini kullanmıştı.

KILIÇDAROĞLU: "O TANKIN ÖNÜNE İLK BEN ÇIKACAĞIM"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Eylül 2010 tarihinde Kral FM'de, "Gezegen Mehmet"in programına katılmış ve "Askere karşı çıkacağız diye yargının bağımsızlığını da yok etmeyelim. Kim darbe girişimi yaparsa o tankın önüne ilk ben çıkacağım" demişti.

"İYİ DE TANK GETİRSELERDİ, NEREDE TANK?"
Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Nisan 2017 tarihinde, "Siz 15 Temmuz gecesi tankın önüne neden çıkmadınız? Daha önce böyle bir demeciniz olmuştu." sorusuna, "İyi de tank getirselerdi, nerede tank?" cevabını vermişti.

CHP’de büyük komedi! İşler tıkır tıkır...CHP'DE BÜYÜK KOMEDİ! İŞLER TIKIR TIKIR...

Kılıçdaroğlu yine kendiyle çeliştiKILIÇDAROĞLU YİNE KENDİYLE ÇELİŞTİ

 

Bu haber 985731 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Belediyeleri haraca bağlayan CHP'li Parsadan Aykut Erdoğdu'nun kirli işleri: Kılıçdaroğlu'nun haberinin olmaması mümkün değil
Belediyeleri haraca bağlayan CHP'li Parsadan Aykut Erdoğdu'nun...
Belediyeleri haraca bağlayan CHP'li Parsadan Aykut Erdoğdu'nun kirli işleri: Kılıçdaroğlu'nun haberinin olmaması mümkün değil
Belediyeleri haraca bağlayan CHP'li Parsadan Aykut Erdoğdu'nun...