Son dakika | 1 Mayıs provokatörleri yine sahnede! Polis geçit...

Son dakika | 1 Mayıs provokatörleri yine sahnede! Polis geçit vermedi

Son dakika haberine göre, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Taksim'e yürümek isteyen gruplar gözaltına alındı. Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle pankart açıp slogan atarak yürüyen gruptaki 15 kişi gözaltına alındı. Sabahtan itibaren Şişli'de 40 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

01 Mayıs 2021 - 11:47

Son dakika | 1 Mayıs provokatörleri yine sahnede! Polis geçit vermedi

Giriş Tarihi: 01.05.2021 Güncelleme Tarihi: 01.05.2021 

Son dakika haberi... nedeniyle 'e yürümek isteyen gruplar gözaltına alındı. İlk olarak 'de toplanan bir grup Taksim'e yürümek istedi. Polis grubun yürüyüşüne için vermedi. Gruptaki yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Bir başka grup ise Tarlabaşı'ndan Taksim'e gitmeye çalıştı. Ancak bu gruptakiler de gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. Polisin Taksim ve çevresinde önlemleri sürüyor.

Son dakika | 1 Mayıs provokatörleri yine sahnede! Polis geçit vermedi

 nedeniyle 'e yürümek isteyen gruplar gözaltına alındı.

PROVOKATÖRLER TAKSİM'E YÜRÜMEK İSTEDİ

İlk olarak 'de toplanan bir grup provokatör Taksim'e yürümek istedi.

Polis grubun yürüyüşüne için vermedi. Gruptaki yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı.

Bir başka grup ise Tarlabaşı'ndan Taksim'e gitmeye çalıştı. Ancak bu gruptakiler de gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü.

Polisin Taksim ve çevresinde önlemleri sürüyor.

ŞİŞLİ'DE TAKSİM'E YÜRÜMEK İSTEYEN GRUPTAKİLER GÖZALTINA ALINDI
Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle pankart açıp slogan atarak yürüyen gruptaki 15 kişi gözaltına alındı.

Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle bir grup, pankart açıp slogan attı.

Kurtuluş'tan Osmanbey istikametine yürüyen gruba polis müdahale etti. Grup üyeleri gözaltına alındı. Sabahtan itibaren Şişli'de 40 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

BARİYERLERİ YIKARAK GALATASARAY MEYDANI'NA ULAŞAN GRUBA POLİS MÜDAHALESİ
Polisin ara sokaklara koyduğu bariyerleri yıkarak Taksim Meydanı'na çıkmak isteyen gruba, polis Galatasaray Meydanı'nda müdahale etti.

Beyoğlu Tarlabaşı'ndan sloganlar eşliğinde toplanan bir grup, Galatasaray Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti.

Polis bariyerlerini devirerek Galatasaray Meydanı girişine gelen eylemcilere polis müdahale etti. Eylemciler polis tarafından gözaltına alındı

Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde Taksim'e yürümek isteyen 19 kişi Harbiye'de gözaltına alındı.

Şişli, Harbiye Cumhuriyet Caddesi'nde ellerindeki bayrak ve pankartlarla slogan atarak Taksim Meydanı'na gitmek isteyen gruba polis müdahale etti. 10'u kadın 19 kişi gözaltına alındı.

.SON DAKİKA: 1 Mayıs provokasyonu: 'e yürümek isteyen grup polis tarafından gözaltına alındı

Son dakika haberine göre, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle 'e yürümek isteyen gruplar gözaltına alındı. Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle pankart açıp slogan atarak yürüyen gruptaki 15 kişi gözaltına alındı. Sabahtan itibaren Şişli'de 40 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle pankart açıp slogan atarak yürüyen gruptaki 15 kişi gözaltına alındı.


PROVOKATÖRLER TAKSİM'E YÜRÜMEK İSTEDİ
İlk olarak Mecidiyeköy'de toplanan bir grup provokatör Taksim'e yürümek istedi.

Polis grubun yürüyüşüne için vermedi. Öte yandan sabahtan itibaren Şişli'de 40 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Bir başka grup ise Tarlabaşı'ndan Taksim'e gitmeye çalıştı.

Ancak bu gruptakiler de gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü.


POLİS GALATASARAY MEYDANI'NDA MÜDAHALE ETTİ
Polisin ara sokaklara koyduğu bariyerleri yıkarak Taksim Meydanı'na çıkmak isteyen gruba, polis Galatasaray Meydanı'nda müdahale etti.

Beyoğlu Tarlabaşı'ndan sloganlar eşliğinde toplanan bir grup, Galatasaray Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Polis bariyerlerini devirerek Galatasaray Meydanı girişine gelen eylemcilere polis müdahale etti. Eylemciler polis tarafından gözaltına alındı.

K-9 BOMBA ARAMA KÖPEKLERİ MEYDAN VE ÇEVRESİNDE ARAMA YAPTI
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Taksim Meydanı ve çevresinde güvenlik önlemleri alındı. Önlemler kapsamında, K-9 bomba arama köpekleri meydan ve çevresinde arama yaptı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Taksim Meydanı ve çevresinde güvenlik önlemleri alındı. Taksim Meydanı'nda bulunan Cumhuriyet Anıtı ile Gezi Parkı polis barikatlarıyla çevrelendi ve anıtın bulunduğu alan yaya trafiğine kapatıldı. Park ve çevresinde polis ekiplerine ait gözetim ve nöbet noktaları oluşturuldu. Çevik kuvvet ekipleri meydan ve çevresine konuşlandırıldı. Bunun yanı sıra meydan ve çevresi K-9 bomba arama köpekleri tarafından kontrol edildi.

Öte yandan M2 Yenikapı - Hacıosman metro istasyonunun Taksim, Şişhane ve Osmanbey istasyonları kapatıldı.

SON DAKİKA: 1 Mayıs provokasyonu: 'e yürümek isteyen grup polis tarafından gözaltına alındı

Son dakika haberine göre, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle 'e yürümek isteyen gruplar gözaltına alındı. Şişli'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle pankart açıp slogan atarak yürüyen gruptaki 15 kişi gözaltına alındı. Sabahtan itibaren Şişli'de 40 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

2009’da Başkan Erdoğan Hükümeti tarafından resmi tatil yapıldı!

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tarkan Zengin  Emek ve Dayanışma Günü'ne ilişkin yaptığı açıklamada "1 Mayıs, ’da kutlanan, İnönü Hükümetince yasaklanan, Menderes döneminde özgürleşen, 27 Mayıs darbesiyle yasaklanan, 1975-1978 arası kutlanan, 12 Eylül darbesiyle yasaklanan, Özal’la birlikte serbestleşen, 2009’da  tarafından resmi tatil yapılan bir gündür." ifadelerini kullandı. Zengin ayrıca ilk 1 Mayıs'ın nerede ve ne zaman kutlandığını da açıklarken "Emekçilerin gündelik sorunlarıyla ilgilenmezler ama yabancı ideolojiler yüklemeye çalışırlar." dedi.

Türkiye'de 1 Mayıs... İlk kutlayan Başbakan kimdi? Tarkan Zengin yazdı

SON DAKİKA: 1 Mayıs provokasyonu: Taksim'e yürümek isteyen grup polis tarafından gözaltına alındı

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tarkan Zengin, 1 Mayıs'ın Türkiye tarihini yazdı. Zengin, 1960'da radyodan işçilerin 1 Mayıs'ını tebrik eden ilk Başbakan'ın Adnan Menderes, resmi tatil ilan edenin ise Başkan Erdoğan olduğunu belirtti.

1 Mayıs etkinlikleri, bu yıl koronavirüs nedeniyle dijital platformlardan yürütülecek.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tarkan Zengin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı hakkındaki gerçekleri kaleme aldı.

Ülkemizde 1 Mayıs'ın ilk kez Osmanlı'da kutlandığını ve en son Başkan Erdoğan tarafından resmi tatil ilan edildiğini belirten Zengin, dünyada ve Türkiye'de 1 Mayıs'ın tarihini yazdı.

DÜNYADA 1 MAYIS

1 Mayıs 1886'da Amerikan işçileri "Bugünden sonra günde 8 saatten fazla çalışılmayacak. 8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat eğitim" sloganı etrafında birleşti. İşçiler, günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma süresinin, 8 saate indirilmesi talebiyle iş bıraktı.

4 Mayıs 1886 Haymarket Meydanında bir protesto mitingi çağrısı yapıldı. Mitingin dağılması esnasında 200 kişilik bir grup ile polisler arasında olaylar çıktı. Atılan bir bomba sonucu 7 polis öldü. Polisin ateş açması sonucu daha fazla sayıda polis ve dört işçi hayatını kaybetti.

1889'da Paris'te toplanan 2.Enternasyonal'a, Amerikalı sendika lideri Samuel Gompers yaşananları anlatan bir mesaj gönderir. Burada alınan kararla 1 Mayıs uluslararası nitelik kazanır. 1 Mayıs Amerika'da doğmuş olmasına rağmen orada "Emek Günü" Eylül'ün ilk Pazartesi kutlanır.

OSMANLI'DA 1 MAYIS

İlk 1 Mayıs 1909'da Osmanlı döneminde Üsküp'te kutlandı. İstanbul'da ilk 1 Mayıs 1910'da kutlandı. İlk kitlesel 1 Mayıs kutlaması ise 1921'de yapıldı. Osmanlı döneminden Cumhuriyet'in ilanına kadar 1 Mayıs savaş dönemleri hariç küçük katılımlarla kutlandı.

TÜRKİYE'DE 1 MAYIS

Tek parti dönemi boyunca 1 Mayıs kutlamaları yasaktı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra 1924'teki ilk 1 Mayıs kutlamalarını yasaklandı. 1925'de "İnönü Hükümeti" tarafından çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu ile emekçi bayramını kutlamak çok daha zorlaşmıştır.

1925'te 1 Mayıs "Bahar Bayramı" olarak düzenleniyor. 1935 yılında ise 1 Mayıs, işçi bayramı olarak değil de "Bahar ve Çiçek Bayramı" olarak ücretsiz tatil günü ilan ediliyor. 1935'te 1 Mayıs bildirisi dağıtanlar tutuklanıyor.

İnönü Yasakladı Menderes Özgürleştirdi

Tek parti döneminde yasak olan 1 Mayıs Merhum Menderes'le birlikte 1951'de yarım ücretli, 1956'da tam ücretli tatil yapıldı. 1 Mayıs 1960'da radyodan işçilerin 1 Mayıs'ını tebrik eden ilk Başbakan da rahmetli Adnan Menderes olmuştur.

27 Mayıs Darbesiyle 1 Mayıs yasaklandı

27 Mayıs 1960 darbesinden 1975 yılına kadar toplu kutlamalar yapılamadı. Darbe sonrası ilk kitlesel kutlama 1976 yılında yapıldı. Kanlı 1 Mayıs olarak bilinen 1977 yılında ise 34 kişi katledildi (DİSK'e göre 36 kişi).

Kanlı 1 Mayıs

1977'de miting sırasında kurşunlar patlıyor. Yaşanan can pazarında 34 kişi (DİSK'e göre 36 kişi) vefat ediyor, 126 kişi yaralanıyor. Ölen 34 kişinin 29'u ezilerek, diğer 5 kişinin ise kurşun yaraları ile hayatını kaybetmesi olayın provakasyon olduğunu gösteriyor.

1992'de Türk-İş, Hak-İş ve DİSK kapalı salonda "1 Mayıs güç birliği ortak bildirisi" yayımlayarak ortak 1 Mayıs kutlaması yaptılar. 1992'den 2006 yılına kadar farklı yerlerde kutlamalar yapıldı.

Başkan Erdoğan 1 Mayıs'ı resmi tatil ilan etti

2008'de AK Parti Hükümetinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Emek ve Dayanışma Günü" olarak ilan edilen 1 Mayıs, 2009'da resmi tatil yapıldı. 2010'da da 32 yıl aradan sonra Taksim ilk defa kitlesel kutlamalara açıldı.

HDP'nin PKK için kaçırdığı kızların fotoğrafları ortaya çıktı! İşte HDP'nin kızlar üzerindeki asıl hedefi
Giriş Tarihi: 09.03.2021 13:44 Güncelleme Tarihi: 09.03.2021 13:50
Acılı annelerin Diyarbakır'daki HDP binası önünde başlattığı evlat nöbetinin ardından birçok çocuk 'dan kaçarak ailesine döndü. Yapılan araştırmalar sonrasında, HDP'nin kız çocuklarını kaçırmasının arkasındaki kirli plan ortaya çıktı. PKK kampındaki çeşitli şiddet, taciz ve istismara maruz kalan kız çocuklarının yaşadıkları anlatıldı. HDP'nin kızları iş ve maaş vaadiyle kandırarak PKK'ya gönderdiği belirtilirken, kamp fotoğrafları gözler önüne serildi. Çok sayıda kızın, kaçırıldıkları yeri HDP’nin yasal gençlik kampı gibi görmeleri sağlanmış.

HDP'nin PKK için kaçırdığı kızların fotoğrafları ortaya çıktı! İşte HDP'nin kızlar üzerindeki asıl hedefi

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, " Terörü ve Kadın" adlı kitabının detaylarını paylaştı.
HDP'nin kaçırdığı kızların fotoğrafları ortaya çıktı

Türkiye'nin yıllardır terör belasıyla mücadele ettiğini söyleyen Öçal, terör örgütünün, çocuk yaşta kızları kandırarak kaçırmak suretiyle hem annelerin hem de örgüte katılan kadınların hayatını zindana çevirdiğini söyledi.

Örgütten ayrılan kadınların orada yaşadıkları hayatı "kabus" olarak nitelendirdiğine işaret eden Öçal, konuyla ilgili önemli bir çalışma eksikliği olduğunu gördüklerini, yazdığı kitapla bu sorunlu alana ışık tutmaya çalıştıklarını belirtti.

Kitabın, terör örgütü ve siyasi uzantılarının gerçek yüzünü ortaya koyma niyetinin bir ürünü olarak ortaya çıktığını anlatan Öçal, terör örgütünün kadın ve aile konusundaki toplumu ifsat eden görüşleriyle ilgili gerçekleri araştırıp gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını vurguladı.

Terör örgütünün, kadın konusundaki iki yüzlü tutumunu ortaya koyduklarını, Diyarbakır Anneleri ve örgütten ayrılanlarla görüşmeler yaptıklarını ifade eden Öçal, terör örgütüne özellikle kadınların katılımının, son 5 yılda büyük bir düşüş eğilimi gösterdiğini bildirdi.

Bölgedeki kadın vatandaşların, devletin aldığı tedbirlerle daha özgür davranışlar sergilemeye ve terör örgütüne tavırlarını açıkça ortaya koymaya başladığını belirten Öçal, örgütün sözde üst düzey yöneticilerinin, bunu gördükleri için başka ülkelerden eleman devşirme yoluna gittiğini aktardı.

Diyarbakır Anneleri'nin, terör örgütü mensuplarını demoralize ettiğini ve onlara ayrılma cesareti kazandırdığını vurgulayan Öçal, "PKK'dan ayrılan ve kendileriyle özel görüştüğümüz itirafçı kadınlar, annelerin eyleminin kendilerini örgütten ayrılmaya sevk ettiğini söylemişlerdir." dedi.

Öçal, bölgedeki vatandaşlara sahip çıkılması ve teröre karşı güvenliklerinin en iyi şekilde sağlanması gerektiğini kaydetti.


BATI "KADIN HAKLARI SAVAŞÇISI"SÜSÜNÜ KULLANIYOR

Terör örgütü PKK kendisini karı ve kocanın, annenin ve babanın olmadığı bir dünyaya hazırlamaktadır. Kürt toplumunun geleneksel değerlerini tahkir etmesinin ve sürekli olarak özgürlük vurgusu yaparak kız çocuklarını cinsiyetin olmadığı bir kimliğe çağırmasının sebebi budur.

Yurt dışında yapılan birçok çalışmada ve medyaya yansıyan haberlerde, PKK'lı kadın teröristler; Marksizm, sosyalizm ve şimdilerde feminizm vb. ideolojilerin belirlediği kavram çerçevesi içerisinde gündeme getirilmekte ve "kadın hakları savaşçısı" imgesiyle ustaca süslenmektedir.

Öyle görünüyor ki bu çalışmaların önemli bir kısmı PKK için çizilen stratejinin birer parçası. Bu çalışmalar, terör örgütünün kadın öğretmenleri öldürdüğüne, öğretmenleri öldürerek erkek ve kız çocukların eğitime ulaşmasını engellediğine, çocuk yaştaki kızları dağa kaçırdığına, terör kamplarındaki tacizlere ve istismarlara yer vermemekte ve çocukları kaçırılan annelerin feryadını da görmezden gelmektedir. Terör kampları, dağcılık sporu ya da izcilik kampı olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.

CİNSİYETSİZLEŞTİRME YA DA "KUTSAL MİLİTANLIK"

PKK bir yandan geleneksel değerlere savaş açarken diğer yandan kendi eylemlerini meşrulaştırmak için geleneksel değerleri kullanmaktadır. Terör örgütü her türlü kutsala, aile değerlerine, namus kavramına karşı savaş açmış ve feminist ideolojiyi kendisine dayanak yapmış olmasına rağmen ailelerin endişelerini gidermek maksadıyla sahte bir kutsal üreterek dağa çıkan kadınların bacıkardeş oldukları ve toplumun namusunu korumak için orada bulunduklarını ileri sürmektedir.

Bu durumda, güya kendi ait oldukları gelenekteki söylemleri kullanarak ailelerin bu durumu kabullenmelerini istemektedir. Bunun inandırıcı olmaması bir yana terör örgütünün geliştirmiş olduğu bu savunma mekanizması, ailelerin dağa çıkan ve orada erkek teröristlerle bir arada bulunan kızlarının durumundan endişe duyduklarını göstermektedir.

KURTULUŞ VE ÖZGÜRLEŞMENİN BEDELİ: TACİZ VE İSTİSMAR

Ailevi değerlere önem veren ve kızları PKK'nın kamplarında bulunan aileler tarafından kendi çevrelerine karşı savunmalarına imkân vermek ve kızlarının orada bulunmalarını meşrulaştırmak için PKK ileri gelenlerinin ifade ettikleri gibi PKK kamplarında kadın-erkek ilişkilerine ve duygusal ilişkilere sınırlama getirildiği hatta duygusal ilişkiye girenlerin en ağır şekilde cezalandırıldığı şeklinde açıklamalar yapılmaktadır. Buna dair haberlerin de yayılmasını sağladıkları anlaşılmaktadır. A. Öcalan, örgütün kuruluşunun ilk yıllarında bu tür ilişkileri düşüklük olarak görüp lanetliyordu. Ancak terör örgütlerinde erkek militanların her kademede hâkim olduğunu düşündüğümüzde bunun hiçbir zaman uygulanamayacağını söylemek zor değildir. Nitekim terör örgütünde A. Öcalan da dâhil, önder konumunda olan erkeklerin cinsel tacizine ve istismara maruz kalan kadınların azımsanmayacak sayıda hikâyesi aktarılmaktadır.

Örgütten ayrılanların itiraflarında dile getirdikleri hususlardan biri de PKK kamplarında hatta bizzat Abdullah Öcalan'ın Şam'da bulunan "yoğunlaşma evi" dedikleri evinde yaşanan istismar ya da taciz iddialarıdır.

"ÖCALAN'IN İSTİSMARI ÖZGÜRLÜĞÜN ANAHTARI"

Çeşitli kaynaklarda örgütün başı Abdullah Öcalan'ın küçük yaştaki kız çocuklarına istismarı meşru gördüğü ve bunu "onların feodal yapının yani Kürt aile yapısının dayatmış olduğu namus kalıbından kurtarılarak özgürleştirilmesi" olarak açıkladığı görülmektedir. Türkiye'de birçok kimsenin Kürt sorununu tartışırken çocuk yaştaki kadınların istismara uğramasını gündeme getirmedikleri görülmektedir.

Bu noktada A. Öcalan'ı yakından tanıma fırsatı bulan Dilaram'ın anlattıkları önemlidir. Öcalan'ın kötü niyetli hareketini ve kendisinin buna nasıl tepki verdiğini ayrıntılarıyla anlatan Dilaram daha sonra bunu içselleştirmiş olan kadınların, "Başkan bizi özgürleştiriyor. Sen özgürleşmek istemiyor muşusun? Başkana erkek gözüyle bakıyorsun. O başkan, zincirlerini kıran bir peygamber." gibi ifadelerle örgüt başının her tavrını ideolojik bir çerçeve içinde nasıl gerekçelendirdiklerini aktarmaktadır.

UYGULANAN ŞİDDET RAPORLA SABİT

İnsan Hakları İzleme Örgütününraporlarına yansıyan olaylardan biri de Sincar bölgesinde, sözde komutanı ile tartışan 13 yaşındaki bir kız çocuğunun ciddi şekilde dövülmesi ve bacağının kırılmasıdır. Çocuk bu hâliyle kamptan kaçmaya çalışırken örgüt militanları çocuğu yakalayarak tekrar zorla kampa getirmişlerdir.

"9 YAŞINDA KAMPA GETİRDİLER"

Çocuk yaştaki genç kızlar, PKK'ya katılmayı normal bir siyasi faaliyet şeklinde algılıyorlar, buraları HDP'nin yasal gençlik kampı gibi görüyorlar ya da onlara böyle gösteriliyor. Y.Y.'nin henüz çocuk yaşta PKK'ya katılma serüveni bu algının nasıl oluştuğunun bir göstergesi olarak okunabilir. Çocuklar kendilerine anlatılanların doğru olmadığını anladıklarında artık iş işten geçmiş oluyor ve kendilerini terör örgütünün kamplarında buluyorlar.

Y.Y. ortaokulu bitirdikten sonra HDP aracılığıyla PKK'ya katıldığını söylüyor;

"Okuyordum 8. sınıfa gidiyordum yani biraz hem dersler kötüydü. 3 kardeştik sonra 4. oldu. (…) HDP'nin önüne gittim Nevruz' da falan aynı kıyafetleri giyiyorlardı. Ben de dedim herhalde HDP de bu işin içinde. Sene 2015'ti. Önce HDP'ye ye gittim dedim ki ben dağa gitmek istiyorum. İlkin, çok küçüksün olmaz dediler. Ben ısrar edince tamam, dediler seni götüreceğiz."

G., PKK kamplarında gördüğü kimselerin çoğunun 14-16 yaşında olduğunu ve 20 yaşında örgüte katılanların nadir bulunduğunu söylüyor. Çünkü küçük yaştakileri kandırmak daha kolaydı. G.'nin bu konuda şaşırtan başka bir ifadesi ise örgüte 9 yaşında katılan bir çocuğu gördüğünü söylemesiydi;

"Ben kendim de 9 yaşında örgüte katılana şahit oldum. Genelde katılanların çoğunun yaşları 14, 15 ve 16. Ben çok nadir 20 yaşında katılan gördüm. Çünkü küçük yaştalar ve bilinçsizler ve onları kandırmak daha kolay. Ama sen 20 yaşında yetişkin bir kızı kandıramazsın ki."

DİYARBAKIR ANNELERİNE SKANDAL TEHDİT

Öte yandan Haber7'de yer alan habere göre, HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Terörden Arananlar Listesi'nde kırmızı kategoride yer alan "Şiyar" kod adlı kardeşi Nurettin Demirtaş, ailelere skandal bir çağrıda bulundu.

HEM İTİRAF ETTİ, HEM DE AİLELERİ DAĞA ÇAĞIRDI

Hem çocukların ellerinde olduğunu itiraf eden, hem de aileleri AK Parti propagandası yapmakla suçlayan eli kanlı katil, "Bu aileler AKP'yi ikna edebiliyorsa AKP bombardıman yapmasın, PKK alanlarına gelsinler, çocuklarıyla görüşsünler" dedi.

PKK'nın Avrupa'da yayın yapan bir paçavrasına makale yazan Demirtaş, gözü yaşlı ailelere çocukları hakkında bilgi vermeyeceklerini belirterek, "O çadırlarda geçirdiğiniz her gün sizi çocuklarınızdan daha fazla uzaklaştırmaktan başka işe yaramıyor" diyerek aileleri tehdit etti.

.Bu görüntüler büyük tepki topladı! “Dostlarınız” bu çocukları dağa kaçırıyor!

 lideri 'nun “Dostlarımızla kazanacağız” dediği gizli ortağı  ve onun silahlı kanadı 'de 12-13 yaşındaki çocukları dağa götürüp eline silah verdi. Ortaokul çağındaki kız çocuklarının görüntüleri PKK'nın nasıl çaresiz kaldığını, insanlık ve savaş suçu işlediğini bir defa daha gözler önüne serdi.

Giriş Tarihi: 7.8.2020  10:49

Bu görüntüler büyük tepki topladı!  “Dostlarınız” bu çocukları dağa kaçırıyor!

Mehmetçiğin düzenlediği başarılı operasyonlarla yurt içinde neredeyse bitme noktasına gelen PKK, gözünü Suriye'deki Kürt ailelerin çocuklarına dikti. Terör örgütü, 12-13 yaşlarındaki 14 kız çocuğunu kaçırdı ve dağda fotoğraflarını çekip kendi medyası üzerinden servis etti. Ortaokul çağındaki kız çocuklarının görüntüleri PKK'nın nasıl çaresiz kaldığını, insanlık ve savaş suçu işlediğini bir defa daha gözler önüne serdi. Fotoğraflar büyük tepki çekti. Ancak dağa militan taşıyan HDP ile ortaklığını gizlemediği CHP'den yine ses çıkmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı CHP'nin dostları kim? 

ZAAFINDAN YARARLANIYORLAR
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre; HDP'nin ve PKK'nın çocukların hayatını nasıl kararttığı, teslim olan teröristlerin ifadelerine yansıyor. Örgüt, çocukların ailelerine çok miktarda her ay düzenli olarak para gönderileceğini ve Avrupa'da iş imkânı oluşturacağı vaadinde bulunuyor. Ergenlik çağında, kimlik arayışındaki çocuklar ikna ediliyor. Ailevi ya da psikolojik sorunları olan gençler daha kolay kandırılıyor. Ancak çocukları işkence, tecavüz ve infaza varan zulümlerle karşılaşıyor.

Terör örgütünde büyük çözülme devam ediyor 

HER TÜRLÜ ZULÜM VAR
Kandırılıp dağa kaçırılan ve oradan Suriye'nin Deyrizor şehrine götürülen bir PKK, teslim olduktan sonra başlarına gelenleri şöyle anlattı: Yirmi beş yaşlarındaki terörist, örgüte katılan 12-13 yaşlarındaki erkek çocuğa tecavüz etti. Çocuklara işkence ve kötü muamele yapılıyordu. Bizi aç bırakıyorlardı, üzerimize soğuk su döküyorlardı. Çocukları taburlara götürüp eğitim veriyorlardı. Ailemizle görüşmemize engel olunuyordu. İnsanları öldürüyorlardı. Bizi Suriye'ye götürdüler. Çocukların üzerine bomba atılıyordu. 'Devlet yapıyor' diyorlardı. Genç kızlarla eğleniyorlardı. Beş yıl kaldım, sanki 50 yıl kalmış gibiydim. Sağlam bir tarafım kalmadı. Büyük zulüm vardı orada. Bize 'Devlet kötü' dediler. Geldik, öyle bir şey yoktu.

KORKULU RÜYA
İkna çalışmaları sonucu Mardin'de teslim olan ve örgüte çocuk yaşta katılan başka bir terörist "13-14 yaşındaydım. Çocuktum, yani düşünce kabiliyetim yoktu. Neyin ne olduğunu bilmiyordum. İşte o zaman örgüt propagandasını yaptılar. Bana 'Seni dağa gönderelim, orada örgüt sana yardımcı olur, ne sorunun varsa halleder' dediler. Beni HDP binasına gönderdiler. HDP binasına girdiğimde ve durumu izah ettiğimde bunlar bana 'Tamam, doğru yere gelmişsin, biz sana yardımcı olacağız, elimizden geleni yapacağız. Seni devlete de teslim etmeyeceğiz. Eğer bizden kaçarsan devlet seni yakalarsa ceza verir, işkence yapar' diye korkuttular. Örgüte katıldıktan sonra baktım insanlar ölüyor. Bir çocuğun korkulu rüya görmesi gibi bir şeydi benim için. Hep o rüyanın bitmesini istedim" şeklinde ifade verdi.

BM: YPG ÇOCUKLARI KULLANIYOR
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, YPG/PKK teröristlerinin Suriye'deki çocuklara yönelik uygulamalarından endişe duyulduğunu belirterek teröristlerin çocukları savaşçı olarak kullandığına dair yeni bulguları paylaştı. Çocukların silahaltına alındıklarına ilişkin bilgi paylaşan bir kaynağın, silah çok büyük olduğu için 10 yaşında bir çocuğun kalaşnikofu nasıl sürüklediğini anlattığı belirtildi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Başmüfettişliği de, terör örgütü YPG/PKK'nın Suriye'de çocukları zorla alıkoyarak silah altına almaya devam ettiğini bildirdi. Cenevre Sözleşmesi, 15 yaşın altındaki çocukların asker olarak kullanılmasını yasaklıyor.

BİR DEFA ANNELERE GİTMEDİLER
Diyarbakır'da çocuğu dağa kaçırılan Hacire Ananın yaktığı meşale sönmedi. Annelerin HDP Diyarbakır il binası önünde 3 Eylül 2019'da başlattığı evlat nöbetinde 339 gün geride kaldı. Aile sayısı 150'ye yaklaştı. Eylem, dağdaki çocuklara ve ailelerine örgütü karşı büyük cesaret verdi. Yılbaşından bu yana 137 terörist teslim oldu. Nöbet tutan 15 aile evladına kavuştu. HDP ise anneleri tehdit etti. Partisinin geçen hafta yapılan kurultayında "Ben, CHP Genel Başkanı olarak Kürt sorununu, demokratik standartlar içerisinde, Türkiye'nin bağımsızlığı içerisinde çözeceğime söz veriyorum" dedi. Ancak aynı Kılıçdaroğlu, yaklaşık bir yıldır evlat nöbeti tutan Diyarbakır'daki anneleri bir defa bile ziyaret etmedi.

'Piknik' bahanesiyle dağa kaçırıldı! 'nın çirkin yüzünü böyle anlattı
 annelerinin evlatlarına kavuşma ümidiyle  İl Başkanlığı önünde başlattığı oturma eylemi devam ederken 6 yıl önce 15 yaşındayken ailesinden zorla koparılan genç kız, ifadesinde "piknik" adı altında dağa kaçırıldığını, her defasında kaçmak istediğinde ailesinin ve kendisinin tehdit edildiğini anlattı.

Giriş Tarihi: 20.9.2019  13:19

'Piknik' bahanesiyle dağa kaçırıldı! PKK'nın çirkin yüzünü böyle anlattı

Diyarbakır'dan 6 yıl önce Muazzez Sümer Kız Teknik ve Meslek Lisesi'nde 10'uncu sınıfta okurken dağa kaçırılan, 2014 yılında annesinin, kızına kavuşma ümidiyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önündeki oturma eylemine katıldığı B.T, 2 ay önce terör örgütü PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki kamplarından kaçmayı başararak güvenlik güçlerine teslim oldu.

Ailesine 6 yıl sonra kavuşan B.T, ifadesinde kandırılma, dağa kaçırılma ve örgütten kaçma sürecine ilişkin bilgi verdi.

BELEDİYENİN ÇOCUKLARA YÖNELİK AÇTIĞI KURSLARA KATILMI

İfadesinde B.T, 10. sınıf öğrencisiyken Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Dicle-Fırat Kültür Merkezi'nin çocuklara yönelik açtığı kurslara katıldığını belirtti.

Kurs süresince Sümer Park'ta bulunan "Gençlik Meclisi" isimli birimde sosyal etkinliklere katıldığını ifade eden B.T, ismini "Ali" olarak tanıtan kişi vasıtasıyla örgütsel çalışmalara dahil edildiğini aktardı.

"PİKNİK" BAHANESİYLE KAÇIRILMIŞ

Ali'nin kendisine, terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması olan YDG-H'ye katılmasını söylediğini, ailesinin de "bu kişilerle görüşmemesi" konusunda uyardığını anlatan B.T, çocuk olduğu için bu kişilerin gerçek yüzünü göremediğini vurguladı.

16 Temmuz 2013'te Ali'nin "piknik düzenleyeceklerini ve bazı arkadaşlarla kendisini tanıştırmak istediğini" söylediğini aktaran B.T, piknik yapmayı sevdiği için bu teklifi kabul ettiğini dile getirdi. B.T, 2 gün sonra ise 3 erkeğin de bulunduğu bir aracın kendisini almaya geldiğini, onlarla Lice ilçesine doğru yola çıktıklarını kaydetti.

KAÇIRILDIKTAN SONRA TERÖRİSTLERE TESLİM EDİLMİŞ

B.T, Ali'nin Yolçatı mevkisinde "İşim çıktı" diyerek araçtan indiğini, daha sonra kırsal bir alanda 2 kadın PKK'lı teröristin kendilerini karşıladığını görünce çok korktuğunu belirtti.

"Benimle beraber olan A.D. teröristlere, 'Size vereceğimiz arkadaş budur' diyerek beni onlara teslim etti. Çok korkmuştum ve o an bir şey diyemedim. Çünkü beklemediğim bir durum yaşanıyordu ve teröristlerin elinde silah vardı." diyen B.T, ifadesinde şunları aktardı:

"O an şoka girmiştim. Beni onlara teslim eden kişi 'Biz daha sonra seni görmeye geleceğiz.' diyerek oradan ayrıldı. Bu kadın teröristlerle 40 dakika yürüyerek, başka 2 kadın teröristin yanına geldik. Bu örgüt üyeleriyle bir gece beraber kaldıktan sonra belirlenen bir noktaya geldik. Burada örgüte yeni katılan 5'i kadın 15 kişi olarak, 15 gün boyunca teorik, askeri ve ideolojik eğitim aldık. Eğitimden sonra bizi 3 silahlı teröristle götürdükleri Irak'ın kuzeyindeki Zap bölgesine 25 günde ulaştık."

TERÖR ÖRGÜTÜ PKK TARAFINDAN EV HAPSİNE ALINMIŞ

2018'de sağlık sorunları yaşadığını ve Suriye'ye gönderildiğini kaydeden B.T, burada uzun süre tedavi gördüğünü, sürekli kaçmayı ve ailesini kavuşmak istediğini, bunun için de planlar yapmaya başladığını söyledi.

"Şubat ayında kaçma girişimim oldu. Irak sınırında örgütün bir birimi tarafından yakalandım. 18 gün boyunca ev hapsine alındım. Bu süreçte bana her gün soruşturma yapıldı." ifadelerini kullanan B.T, kırsal alandaki teröristlerle sadece yerel halktan olan milisler ve örgüte eski katılım sağlayan teröristlerin ailelerinin gelerek görüşme yaptıklarını öne sürdü.

B.T, "Yabancı teröristlerin yer aldığı 'enternasyonal taburlar' dediğimiz birimler YPG içerisinde faaliyet gösterirdi. Yabancı gazeteciler ve terör örgütünü merak eden yabancılar da kamplara ve barınma alanlarına gelirdi." diye konuştu.

"(KAZMAYI UNUTTUM ALMAYA GİDİYORUM) BAHANESİYLE KAÇTIM"

Terör örgütü PKK'dan kaçış sürecine ilişkin ise B.T. şunları aktardı:

"2013'te 15 yaşındayken 'piknik' adı altında dağa kaçırıldım. Her defasında kaçmak istediğimde ailem ve ben tehdit ediliyordum. Temmuz ayında bulunduğum gruba mevzi kazma görevi verildi. Yaklaşık 17 gün mevzi kazdık. Çalışmalar bittiğinde çukura kazmayı attım. 'Kazmayı unuttum, almaya gidiyorum' bahanesiyle geri dönüp kaçış planımı gerçekleştirdim. Yaklaşık 40 dakika boyunca arazide koşarak önüme çıkan bir sivil araca bindim. Bu araçla Zaho'ya geldim. Buradan da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi peşmergelerine teslim edildim. Bu yıl örgüte katılım en az seviyede hatta hiç katılım yok. Ailemi ve devletimi uğraştırdığım için çok pişmanım."

CHP ve İyi Parti terör örgütüne kalkan oldu

İçişleri'nden rapor: , çocukları sözde  yasasıyla 'ye kaçırıyor
’nın ’nın kaçırdığı çocuklarla ilgili hazırladığı raporda, çocukların /YPG tarafından çıkarılan sözde bir yasayla kaçırıldığı belirtildi.

Giriş Tarihi: 18.9.2019  10:38

İçişleri'nden rapor: PKK, çocukları sözde PYD yasasıyla Suriye'ye kaçırıyor

İçişleri Bakanlığı'nca hazırlanan 'PKK/KCK Terör Örgütünün Çocukları ve Kadınları İstismarı' başlıklı raporda, terör örgütünün çocukları nasıl dağa kaçırdığı detaylarıyla yer aldı. Rapora göre, PKK/KCK terör örgütü taktik ve stratejik sebeplerle çocukları silahlı kadrolarında kullanıyor. Raporda, PKK'nın kız ve erkek çocukları militan kadroya dâhil ettiği ve çıkmaya çalışanları da kaçırdığı ya da suistimal ettiği ifade edildi. PYD/YPG tarafından çıkarılan sözde meşru müdafaa kanunuyla kişilerin zorla silahaltına alındığı kaydedilen raporda, 12 yaşına kadar küçüklerin de aynı uygulamaya tabi tutuldukları kaydedildi.
PKK çocukları böyle kaçırıyor - Türkiye'nin Ekonomi Portalı Sondevir

TESLİM OLANLAR ÇOCUK

Raporda, 2013-2016 arasında teslim olan bin 949 teröristin örgüte katılım yaşları incelendiğinden 15-17 yaş aralığında bir yoğunlaşma olduğu ve 18 yaş ve 18 yaş altı grubun teslim olanların yaklaşık yarısına karşılık geldiğinin tespit edildiği kaydedildi. Gerçekleştirilen mülakatlar sırasında birçok çocuğun ailesinin haberi olmadan PYD'nin sözde gençlik merkezlerinde bulunduktan sonra haber alınamadığı belirtildi.

MEZARLIKTA UYANDIM

Raporun en çarpıcı bölümlerinden birisini terör örgütünün kaçırdığı çocukların itirafları oluşturdu. Ailevi sorunları nedeniyle uyuşturucu kullandığını, örgüte eleman temin eden bir kadının evine arkadaşının vasıtasıyla götürüldüğünü söyleyen 16 yaşındaki S.T "Kendime geldiğimde Diyarbakır'daki örgüt mezarlığına getirilmiştim. Sonra zorla örgüte alındım" dedi.

PKK 5 bin çocuk kaçırdı

PKK Suriye'nin kuzeyindeki çatışmalarda kullanmak için son 7 ayda 5 bin çocuğu kaçırdı. Çoğunluğu 15-18 yaş aralığında olan çocuklar 3 haftalık eğitimden sonra ön saflarda savaşmak üzere Suriye ve Irak'a gönderiliyor

PKK 5 bin çocuk kaçırdı

10.07.2015, 00:00
Suriye'nin kuzeyindeki çatışmalar nedeniyle eleman sıkıntısı çeken PKK çareyi çocukları silah altına almakta buldu. Edinilen bilgilere göre, PKK bölgedeki çatışmalarda kullanmak amacıyla son 7 ayda 5 bin çocuğu kaçırdı. Çoğunluğu 15-18 yaş aralığında olan çocuklar 3 haftalık hızlandırılmış eğitimle, ön saflarda savaşmak üzere Suriye ve Irak'a gönderiliyor.
Güvenlik birimleri son iki yılda PKK terör örgütü saflarında Suriye ve Irak'ta yaşanan çatışmalarda ölenlerin çoğunun çocuk denilecek 15 - 18 yaş aralığında olmasına dikkat çekmiş ve bu çocukların en ön saflarda çatıştığını belirtmişti. PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde girdiği çatışmalar ve kayıplarının bedelini yine çocukların ödediği ortaya çıktı. Çatışmalar sırasında DAEŞ'le savaşta militan kaybı yaşaması sebebiyle PKK bu açığını Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan 15-18 yaş arası çocukları kaçırarak kapatmaya çalışıyor.

Özerk bölge kandırmacası
Kaynaklar çoğunluğu 15-18 yaş aralığında olan çocukların 'Kürt Koridoru kurulacak', 'Özerk bölge olacak' diyerek kandırdıkları ya da başka yollarla kaçırdıkları çocukların sayısının son 7 ayda 5 bine ulaştığını belirtti. PKK'nın özellikle Suriye'nin kuzeyindeki çatışmalarda yaşanan kayıplar nedeniyle, çocuk kaçırma ve eğitim verme faaliyetlerini hızlandırdığı kaydedildi.

Hızlandırılmış eğitim veriliyor
PKK'nın, Suriye'nin kuzeyine gönderdiği 15-18 yaş aralığındaki çocuklara 3 haftalık hızlandırılmış çatışma eğitimi verdiği, bu çocukların 3 haftalık eğitimle ateşin ortasına atıldığı öğrenildi. Çocukların Suriye'deki Rojava ve Kuzey Irak'taki Şengal bölgelerine gönderildiğini belirten kaynaklar, örgütün çatışma bölgelerine özellikle küçük yaştaki mensupları gönderdiğini ve çocuk cenazeleri üzerinden etnik propaganda yaptığını belirtti. Güvenlik kaynaklarına yansıyan istatistiklere göre, Irak ve Suriye'de PKK'nın ön saflarında çatışan militanların büyük bir bölümünün işte bu hızlandırılmış eğitimi alan 15 ila 18 yaş aralığındaki çocuklar olduğu belirlendi.

PKK çocuk avında

Operasyonlarda ağır zayiat veren ve eleman sıkıntısı çeken PKK, okul çağındaki çocukları dağa kaçırıyor. Diğer taraftan ise kandırılan gençleri ölüme gönderen terör elebaşları, geri planda kadın teröristlere tecavüz ediyor.



10 Aralık 2018 Pazartesi 07:00 

Terör örgütü PKK’nın iğrenç yüzünü gören teröristler ya güvenlik güçlerine teslim oluyor ya da örgütten kaçıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başarılı operasyonları ile de ağır zayiat veren PKK, hedefine okul çağındaki çocukları aldı. Eleman temininde sıkıntı yaşayan bölücü terör örgütü, parklarda oynayan okul çağındaki çocukları tuzağına düşürmeye çalışıyor. 

İTİRAF ORTAYA ÇIKARDI 

Güvenlik güçlerine teslim olan Amara kod isimli K.Ç. adlı terörist, arkadaşlarıyla beraber civardaki parka gittiklerini, parkta Arvin kod adlı terörist ile tanıştığını anlattı. Söz konusu terörist tarafından kandırılan K.Ç., Arvin isimli teröristtin telkininin ardından okul arkadaşları B.B., H. E., M.C. ve B.A. ile birlikte dağa götürüldüklerini dile getirdi. 

SAHTE SURİYE PASAPORTU 

Arvin kod adlı teröristle sınır kapısına gittiklerini anlatan K.Ç. buradaki üç yeni katılımla beraber kendilerine verilen sahte Suriye kimlikleriyle sınırı geçtiklerini belirtti. Yaşadığı şartların hiç anlatıldığı gibi olmadığını, örgüt elebaşlarının zevk içinde yaşarken çocukların ön saflarda çatışmalara zorlandığını ve uyuşturucuya alıştırılmaya çalışıldığını söyleyen K.Ç., örgütün görünen yüzünün anlatılanın tam aksi olduğunu ve kimsenin buna aldanmaması gerektiğini anlattı. Terör örgütü, kadınların maruz bırakıldıkları cinsel istismarın faturasını infaz, tecrit ya da kurulan sözde mahkemelerde aldığı yaptırımlar ile yine kadın teröristlere çıkartıyor. Örgütten kaçarak güvenlik güçlerine yaşadıklarını anlatan Dirijivan isimli kadın terörist, kendisi gibi birçok kadının yaşadığı taciz ve tecavüz olaylarından dolayı psikolojilerinin bozulduğunu belirtti. 

İNFAZ EDİP KAYALIKTAN ATTILAR

Savaş kod adlı takım komutanının Baver kod adlı kadın teröriste tecavüz etmesi sonucu kadın teröristin bunalıma girerek grubun üzerine doğru ateş açtığını ifade eden Dirijivan, yaşanan olayda 2 örgüt mensubunun yaralanmasının ardından Baver kod adlı kadın teröristin infaz edilerek cesedinin kayalıkların arasına bırakıldığını dile getirdi. 

Terör örgütü PKK’nın sözde üst düzey yöneticileri, küçük yaşta örgüte zorla katılan kız çocuklarıyla terörist kadınlara tecavüz ediyor. İtiraz edenler ise infaz ediliyor.
 

Kılıçdaroğlu’na akıl veren “dostlar” Muharrem İnce'den Kılıçdaroğlu'na cevap: Bölücü olan kim? Kılıçdaroğlu’na sert tepki! Teröristler yoldaşı oldu Bay Kemal bir FETÖ projesidir! Mehmet Sevigen: CHP kurultay değil çadır tiyatrosu gerçekleştirdi

Bilimsel kazılarla Ermeni çetelerinin katliamları

26.04.2021 09:58

Ermeni çetelerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında silahsız sivillere yönelik katliamları, toplu mezar kazılarıyla gözler önüne serildi.

Ermeni çetelerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında silahsız sivillere yönelik katliamları, toplu mezar kazılarıyla gözler önüne serildi.Kazılarda elde edilen bulgular, Ermeni çetelerin Müslüman ahaliyi insanlık dışı işkencelerle katlettiğini kanıtlıyor.

28 Şubat 1986'daki kazıda Iğdır'ın Oba Köyü'nde Ermeni çeteler tarafından topluca katledilen Türkler'e ait kemikler görülüyor. 

1 / 33

Ermeni çetelerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında silahsız sivillere yönelik katliamları, toplu mezar kazılarıyla gözler önüne serildi. 

2 / 33

Kazılarda elde edilen bulgular, Ermeni çetelerin Müslüman ahaliyi insanlık dışı işkencelerle katlettiğini kanıtlıyor.

3 / 33

 28 Şubat 1986'daki kazıda Iğdır'ın Oba Köyü'nde Ermeni çeteler tarafından topluca katledilen Türkler'e ait kemikler görülüyor.

4 / 33

Bilim adamları tarafından söz konusu toplu mezarların 15'inde kazı çalışması yapılarak, Müslüman Türklerin katledildiği bilimsel olarak ortaya çıkarıldı.

5 / 33

Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi'nce ilk kazı 1986 yılında Van'ın Zeve ve Erzurum'un Alaca köylerinde gerçekleştirildi.

6 / 33

Ardından, 1986 yılından günümüze kadar Erzurum, Bitlis, Giresun, Ardahan, Kars, Iğdır başta olmak üzere bazı illerde yapılan 15 kazıda 5 bin Müslüman Türk'ün cenazesine ulaşıldı.

7 / 33

Prof. Dr. Kürkçüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cephe gerisindeki savunmasız sivil Müslüman Türklerin, Ermeni çeteleri tarafından katliama uğradığını belirterek, bunu kazılarla ortaya koyduklarını söyledi.

8 / 33

İlk kazıyı Van'ın Zeve köyünde yaptıklarını ifade eden Kürküçoğlu, "Aynı yıl Erzurum Alaca'da da kazı yaptık. Zeve'de 370, Alaca'da ise 278 şehide ulaştık. Diğer illerde de kazılar gerçekleştirdik" dedi.

9 / 33

Doğu ve Güneydoğu'da toplam 185 toplu mezar tespit ettiklerinin altını çizen Kürkçüoğlu, Diyarbakır, Bitlis, Muş, Ardahan, Erzurum, Iğdır, Erzincan, Van başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu'daki bazı illerde toplu mezarlar olduğunu tespit ettiklerini vurguladı.

10 / 33

"Kazıları bilim ışığında yaptık"

Toplu mezarların 15'ini bilim dünyasına kazandırdıklarını anlatan Kürkçüoğlu, "Biz, Müslüman Türklere Ermeni çeteleri tarafından katliam yapıldığını kazılarla ortaya koyduk. Bilim ışığında yapılan kazılarda Müslüman Türk insanının kendi köyünde, kendi kasabasında Ermeni çeteleri tarafından katledilmesini ortaya koyduk. Bu katledilenler tamamen savunmasız, cephe gerisindeki kadınlar, çocuklar ve yaşlılardır" diye konuştu.

11 / 33

Kürkçüoğlu, kazı çalışmalarına devam edeceklerini vurgulayarak, Erzurum'un Börekli Mahallesi'nde kadınların ve erkeklerin katledildiği alanı tespit ettiklerini ve kazı için bunun ön raporunu hazırladıklarını ifade etti.

12 / 33

1986'dan günümüze yapılan kazılar

Ermeni çetelerince katledilen Müslüman Türklere ait toplu mezar kazıları, Van'ın Zeve ve Erzurum'un Alaca köylerinde 1986 yılında gerçekleşti.

13 / 33

Daha sonraki yıllarda Erzurum'da 7 Ekim 1988'de Yeşilyayla, 15 Haziran 2010'da Tepeköy'de, Iğdır'ın Hakmehmet Köyü'nde 6 Ekim 1999'da, Tuzluca ilçesinde 27 Mayıs 2003'te, Kars'ın Derecik köyünde 20 Haziran 2003'te ve Arpaçay ilçesi Küçük Çatma köyünde ise 20 Ağustos 2010 tarihinde bilimsel kazılar yapıldı.

14 / 33

Bunların yanı sıra 19 Ekim 2010'da Van ve Ardahan, 23 Ekim 2010'da Giresun, 3 Ekim 2010'da Bitlis illeri ile 25 Nisan ve 13 Mayıs 2007 tarihlerinde Azerbaycan'ın Guba ilçesinde toplu mezar kazıları gerçekleşti.

15 / 33

16 / 33

17 / 33

18 / 33

1915 olayları için Türkiye’yi hedef alan ABD’nin tarihi katliamlar, soykırımlarla dolu! İşte dünden bugüne ABD'nin katliamları...

Amerika kıtasının keşfedildiği süreçte 70 milyon Kızılderili kendi topraklarında katledildi. ABD bu katliamlar üzerine kuruldu.

19 / 33

16’ncı yüzyılla 19’uncu yüzyılın ortalarına kadar toplamda 15 milyon Afrikalı köleleştirilerek Amerika Kıtası’na getirildi. Otuz beş milyon Afrikalı işkence ve kötü muamele neticesinde hayatını kaybetti.

20 / 33

ABD, 1945 yılında Japonya’ya iki atom bombası atarak 350 bin kişinin ölmesine ve binlerce insanın da sakat kalmasına sebep oldu.

21 / 33

1945 senesinde Almanya’nın Saksonya Eyaleti’nin başkenti olan Dresden kentine üç gün süreyle havadan bomba yağdıran ABD, çocuk ve kadınların çoğunlukta olduğu 200 bin kişiyi öldürdü.

22 / 33

1950’de Amerikan savaş uçakları tarafından üç sene boyunca bombalanan Kuzey Kore’de dört milyona yakın insan öldü.

23 / 33

1950 yılında Guatemala’da CIA, destekli darbe sırasında 200 bin sivil Guatemalalı öldürüldü.

24 / 33

1950 yılında Guatemala’da CIA, destekli darbe sırasında 200 bin sivil Guatemalalı öldürüldü.

25 / 33

1955 yılında Endonezya, Laos, Kamboçya’da çok sayıda CIA operasyonu düzenlendi.

26 / 33

1950-1959 yılları arasında Küba’da 60 bin kişi ABD destekli Batista birliklerince katledildi.

27 / 33

 1962-1975’de ABD, Vietnam Savaşı boyunca üç milyon Vietnamlı sivil hayatını kaybetmesine sebep oldu. Vietnam savaşında ABD, sivil halk üzerinde zehirli portakal gazı kullanarak soykırım yaptı.

28 / 33

ABD, 1991 yılında Birinci Körfez Savaşı olarak adlandırılan savaşta Irak’ı işgal ederken çok sayıda katliama da imza attı. Irak’a altı haftada 85 bin ton bomba atıldı. Savaşta 113 bin sivil Iraklı öldü.

29 / 33

1991’den 1998’e kadar, kötü beslenme ve hastalık nedeniyle yarısından fazlası çocuk olan bir milyonun üzerinden Iraklı hayatını kaybetti.

30 / 33

11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Beyaz Saray’ı hedef alan saldırılardan sonra Amerika, Afganistan’ı işgal etti. 2001 yılında el-Kaide’nin saldırısına karşılık olarak Amerika, bu işgal sırasında Afganistan’da 150 bin sivilin ölmesine yol açtı.

31 / 33

2003 yılında Irak’ı işgal eden ABD bir milyondan fazla Iraklıyı katletti.  ABD’nin saldırıları sonucu 4,7 milyon Iraklı evini terk etti. ABD bu katliamlarına ‘Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’ adını verdi.

32 / 33

ABD’nin yardım sağladığı ve silahlandırdığı İsrail hükûmeti, yüz binlerce Filistinliyi öldürdü. İsrail, ABD desteğiyle Filistinlilerin üzerine korkunç bir ırk ayrımı ve yerleşim rejimi dayatmaya devam ediyor.

33 / 33

2011-2018’de ABD, Orta Doğu politikası kapsamında Suriye ve Irak için silahlandırdığı PKK-PYD ve DAEŞ terör örgütlerini kullanarak bölgede yüz binlerce insanın ölmesine ve beş milyonu geçen Suriyelinin evlerini terk etmesine sebep
oldu.

 Ermeni çetelerin katliamı belgelendi - Takvim

Ermeni çetelerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında silahsız sivillere yönelik katliamları, toplu mezar kazılarıyla gözler önüne serildi. 

Bu haber 985746 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son dakika: Dünyada ikinci sırada! 4 bin 700 ton altın Türkiye'yi bekliyor
Son dakika: Dünyada ikinci sırada! 4 bin 700 ton altın Türkiye'yi...
Siyasilerden terör devleti İsrail'e çok sert tepki:
Siyasilerden terör devleti İsrail'e çok sert tepki: "Mescid-i...